Hiçbir şey yoktan var olmaz

Sokakta yürüyorum, akşam işten çıkmışım, yağmur yağıyor, şemsiyemi açmışım… Bir dükkanın önünden geçiyorum tentesine yağmur yağıyor, tentenin altındaki ayakkabılar ıslanmıyor. Tentenin üzerinde biriken suyun süzüldüğü yere kova konmuş ve neredeyse kaldırımın ortasına kadar geliyor. Şaşırıyorum, acaba neden böyle yapmış olabilir ki…

Kaldırımın şu kısmı bozuktu diye geçiriyorum içimden ve kendimi kasıp adımımı öte yana atıyorum…

Neden sonra önümdeki iki kadının hararetli konuşmalarını duyuyorum ve istemsizce hızlanan adımlarımı fark ediyorum…

Selim aklıma geliyor, orada yanlış yaptı diye geçiriyorum içimden…

Ayakkabıcının yanındaki dükkandan çıkanları fark ediyorum, sağ alt yananımdan hızlıca bana doğru yürüyorlar… onlar geçsin diye yavaşlıyorum… omuzlarımda hafif  bir kasılma hissediyorum…

Yürümeye devam ediyorum, kadınların konuşmalarında şöyle dediklerini duyar gibi oluyorum:

 -ya öyle yapmış iste, çakacaksın ağzına, olacağı o!

Kadınları hızlı adımlarla geçiyorum. Yolun karşısından birisi bana doğru yürüyor, arabalar yol veriyor. Göz ucuyla gördüğüm silueti sanki bana yaklaştıkça küçülüyor…

Derin nefes alarak dikkatimi yoluma veriyorum…Mağazanın önünde duran birisinin dik dik baktığını görür gibi oluyorum, sonra dikkatlice bakıyorum, ardıma bakıyormuş bana öyle gelmiş…

Kaldırımı kesen yoldan hızlı adamlarla ilerliyorum, yolun yarısına gelmişken ayağımın bir taşa çarptığını  hissediyorum, homurdanıyorum… karşıya varıyorum…

Kaldırımın hemen başındaki ağacın yanına gelince kafamı eğiyorum ki dalları çarpmasın. Ağacı geçerken yandaki kasap dükkanından bas tonda bir ses geliyor, kulak kabartıyorum ” hiçbir şey yoktan var olmaz”…  

Derin bir soluk alıyorum. Kafamı kaldırıyorum. Yağmur damlalarının yere vurma sesini işitiyorum…

Neden sonra fark ediyorum yanımdan aceleyle geçen kısa boylu insanları ve kararlı adımlarla yürüyüşümü…

Yağmurun sesini duymaz oluyorum…