Bir varmış bir yokmuş Derzoncuk’ un hikâyesidir ey dostlar,
Işığın olacağı,
Zamanın dolanacağı,
İsimlerin konacağı, çağların başlayacağı…
Adın demişler Derzoncuk,
Yaşın demişler yok,
Karnın demişler tok,
Lakin arada yersin ok?
Eğmiş başını anlamış kaşını Altısı da birbirinden kot,
Ayak lazım mıydı?
Destur verdi kal!
Yürür bulmuş kendini Derzoncuk.
Arada gelirsin çok çok.
NEYSE
Derzoncuk isminin manası günümüzde şöyle tarif edilebilir:
- Çöpü dışarı vakitlice çıkar.
- Ayçiçeği döneceği vakti bilir.
- Dişlerine dikkat et acıtabilir.
- Elini de kullan iyidir.
- Dudak gibisi yok her derde deva sanki.
Bu anlam kesişimi yine de açıklamaya yeterli olmayacaktır hatta bunun için sayfalarca da yazılabilir. Bugünün kavramları ile düşünürsek bunu açıklamak mümkün değildir aslında. Ancak ısrarcı olup iki kelimeye indirgersek ki bu o zamanın etik ilkeleri dikkate alınmadan günün kavramlarına vurgu yapacaktır ki yine de ısrarcı olursak şu iki kelime karşımıza çıkar ‘’süper muamele’’.
NEYSE
Az gitmiş az daha gitmiş ah Derzoncuk ah.
Gelirsin demişlerdi,
Bir anda aklına geldi,
Saygıyla eğildi tam üç buçuk saniyeydi.
Doğruldu, boynu bükük Derzoncuk,
Eden lazım bize dedi kısık kısık,
Beden sonra,
Çokça duyan.
Kime eden Derzoncuk kime eden!
Titredi Derzoncuk,
Bize.
NEYSE
Derzoncuk kendini yine yolda bulur, zaten alışmıştı fıtratında bu vardı lakin bu kadar hızlı olacağını sanmamıştı. Çeşit çeşit, uzun kısa, sabit atik, canlı cansız mı artık hakikatten bi garip kıyamet gibi talip. Adettendur destur dedi Derzoncuk çınladı yer gök gel gör ki tınmadı garip.
NEYSE
