(Kenan dükkana doğru yürümektedir Polat eliyle yanındaki tabureyi gösterir otur gibilerinden ve Polat tüm bunlar olurkene diğer elinde telefon, sipariş vermektedir)
-Aynen Butik Polat, Cerrah paşalılar kırtasiyenin bir arka sokağındayız sokağın hemen girişinde ki dükkan.
*…..
-Abi ne yapıcan sen, bırak onu ben düşüneyim burada satılır mı falanları
*….
-Aynen iki kutu siyah iki kutu kırmızı kurşun kalem, ikişer kutu siyah mavi kırmızı tükenmez ve aynı renk kombinasyonunundan birer kutu pilot kalem
*….
-Sıkıntı yok abi ne zaman buralara gelirsen uğra nakit
*…
-Tamamdır hayırlı işler
(Polat biraz sinirli bir tavırla söylenerek telefonu masaya bırakır)
-Kenanım hoş geldin
+Hoş buldum abi, hayırdır kalem falan
-Hayırdır Kenanım hayır… Dükkanda bulunsun istedim. Pek bi alakası yok gibi duruyor ama, işte, tam öyle de değil.
+Bimilyoncular gibi mi diyorsun abi
-Yok kenanım yok sadece kalem. Başka bişe sokmam dükkana konsept dışı.
+Niye kalem?
-Kolay kenanım kolay, çay söylüyorum(dükkanın karşısındaki çaycıya eliyle işaret eder iki çay getirmesini)
+Tamam abi
-Kenanım dükkanın imajı için gibi düşün. Aslında totem dersek cuk oturur.
+Vallahi anlamadım abi
-Totem ya, işte uğur, muska yani teolojik bakış açısı varoluşsal bir dokunuş olarak düşün kalemi tabi bana göre kalem başkası için muska da olabilir ama hem dükkanın konseptini bozmaz diye düşünüyorum hem işlevsel hem de fonetik boyutuyla aklıma bu geldi bi de cerrahpaşalılar kırtasiye biliyorsun evin yolu üzerinde onun da muhakkak bi bilinç altı etkisi olmuştur.
+Eskiden masandan kalemi eksik etmezdin abi, hım!
-Aynen bak yakaladın ama konu dediğim gibi çok derin dil felsefesi de var içinde oldukça çetrefilli ama bu işleri bilmeden olmaz arslanım….. Buyur ablam… 88 ince kalmadı 86 kısa var ama… Tamam ablam bulamazsan gel.
+86 ne abi
-Çorap ya kadın pantol çorabı şimdi linguistik olarak Kal sesinin anla…..
