Amcamların yazlığındayız yine. Temmuz ayı. Sabah on da dün akşam kararlaştırdığımız buluşma yerine kuzenle birlikte gidiyoruz. Diğer kuzen üç arkadaşıyla birlikte geliyorlar. Kumsala varmak için önümüzü kesen derenin sığ yerlerine basmaya çalışarak tek sıra halinde geçiyoruz. Terlikleri elimize alıyoruz, kumsalın sıcak kumunu ayaklarımızda hissedince rahatlıyoruz. Üzerimizdeki penyeleri çıkartıyoruz. Ayak tabanlarımız kumun sıcağında ısındıkça adımlarımız kendiliğinden hızlanıyor, koşmaya başlıyoruz, önde giden penyesini kuma savuruyor diğerlerimiz de ardından. Nihayet ıslak kuma ulaşıp serin denize atıveriyoruz kendimizi…
Yüzmekten sıkılıyoruz. Sahilin öteki tarafında otellerin olduğu plaja doğru uzun yürüyüşe çıkıyoruz, terlikler penyeler elimizde. Dalgaların ıslattığı kumda yarın akşam sitenin diğer çocuklarıyla yapacağımız maçın kadrosunu konuşarak ilerliyoruz. Sahile önde varanın fikrinde anlaşıyoruz.
Üç kuzen kano kiralıyoruz diğerleri dondurma almaya gidiyorlar. Kanolarla açılıyoruz. Yarışalım mı diyorum. Göz kararı bir parkur belirliyoruz. Yarışı önde bitiriyorum diğeri hemen arkamdan geliyor üçüncüyü bekliyoruz. Tekrar tekrar yarışıyoruz. Her yarışta ikinciyle aramdaki mesafenin kapandığını görüyorum. Tekrar yarışıyoruz artık birinci kim belli değil, at başı geçiyoruz parkuru. Tekrar yarışıyoruz bu sefer bütün gücümle asılıyorum küreğe, sanki hafiften geçti gibi beni. Nefes nefese kaldım konuşacak halim yok, birinci geliyor nasıl geçtim diye takılıyor cevap verecek halim yok. Süremiz doluyor kanoları sahile sürüyoruz, diğerleri önümde ben arkada. İkisi de bir çırpıda kanoyu sahile savuruyor, ben de savurmak istiyorum ama olmuyor. Kuzeni çağırıyorum yardım etmesi için. Kanonun sahibi bırak biz alırız diyor, ben biz bırakırız diyorum. Sudan çıkınca iyice ağırlaşıyor diğer kuzen de yardıma geliyor tutup sahile sürüklüyoruz…
Diğer kanolara gidiyorum elimle şöyle bir tartıyorum hemen kalkıyor. Benim kanoya gidiyorum taş gibi, kalmıyor. Kuzenleri çağırıyorum bakın sizinkiler hafif benimki çok ağır diyorum. Seninki su alıyor olabilir mi diyor, tutup ters çeviriyoruz küçük bir yarıktan suyun boşaldığını görüyoruz. Bak gördün mü bundan yendin beni diyorum…
Arkadaşlarımızın yanına gitmek için kanoların yanından ayrılıyoruz. Kanocudaki iki kişinin bize doğru baktığını görüyorum. Tartışa tartışa voleybol oynayan arkadaşlarımızın yanlarına doğru yürüyoruz. Bak onun için yendin beni diyorum, bırak abi seni her türlü yenerim diyor…
