- Bölüm

Yaz mevsimi, öğlen civarı amcamlardayım yazlıkta. Yemekten sonra çaylar içildi. Az yukarıdaki yakınların yazlığına gideriz. Toplanmış kalabalık bahçede büyükler küçükler. Kuş kafesleri kuş kapanları görürüm tenekeden yapılmış. Kalabalığa yaklaşırım. Hep bir ağızdan konuşuyorlar, ne konuştuklarına dikkat kesilsem de anlayamam. Çevreye bakınırım. Çimlerin üzerinde üç tane kuş kapanı, ince uzun sopalar, iplikler. Az ötedeki kamelyada ucu tahtalara takılı iki sopa görürüm yaklaşırım birinde büyükçe kuş kanatlarını açmış gerinir gibi. Biraz ötesinde diğerine göre daha ince bir sopanın üzerinde küçük bir kuş. Kuşlara yaklaşırım küçük olanın gözünde bir şey var önünü göremiyor gibi. Sopadan yukarıya hamle edip iki kanat çırpıp tekrar sopanın üzerine konuyor ayakları iple sopaya bağlı yukarıyı değil aşağıyı görüyor gözündeki bağ yüzünden. Sopaya et parçası bağlanmış yemesi için. Büyük olanın yanına gidiyorum yanıma Ali geliyor benden iki yaş küçük atmaca bu diyor babamlar avladı, adını biliyorum diyorum hatta öbürünün adı da raço diyorum. Atmacaya yaklaşıyoruz yaklaşınca ürküyor kanat çırpıyor ayağında çıngırak var ses çıkartıyor. Sopanın ucundaki ete gidiyor bir iki gaga vurup bir parçasını kopartıp yiyor.
Kamelyadan ayrılıp dağılmaya başlayan kalabalığın yanına gidiyoruz. Salih amca abisine tamam ben toparlayacağım etrafı merak etme diyor abisi gidiyor eve. Salih amca bizi görünce anlatmaya başlıyor, bakın çocuklar bu kapanlarla yakalıyoruz gaço’yu diyor, ben atılıyorum biliyorum diyorum memlekette bunları tutmak için wapa toplardık tarlalardan. Nasıl avlıyorsunuz diyor Salih amca. Şişeye su koyardık birazda bulaşık deterjanı iyice sallardık sonra tarlada taşların altında küçük delikler arardık bulunca suyu döküp bekliyorduk çıkmazsa biraz daha döküyorduk sonra hava almak için kafasını delikten çıkarınca yakalayıp iple bağlıyorduk babamlara veriyorduk. Aferin diyor Salih amca, Cemil amca lafa karışıyor bizim zamanımızda şişe su deterjan nerede diyor delik bulduk mu çıkarır işerdik çıkmazsa biraz daha işerdik diyor. Ben şaşırıyorum öylede mi oluyordu diyorum tabi tabi diye onaylıyor Salih amca. Bize öğretmemişlerdi onu diyorum neyse diyor Salih amca.
2. Bölüm

Cemil amca az ötede duran şişeyi göstererek şunu alın yengenizden su ve detarjan isteyin der. Şişeye tuvalette su doldurup mutfağa Ayşe yengenin yanına gideriz. Bulaşık deterjanı isteriz, ne yapacaksınız diye sorar, wapa yakalayacağız bahçeden, şişeyi gösterip suyun içine koyacağız derim. İyi gelin bakalım der. Onun adı ğapa der. Şişeyi veririz içine biraz deterjan koyar ve geri verir. Şişenin kapağını sıkarken mutfaktan çıkarız. Kapağını kapattıktan sonra şişeyi sallamaya başlarım köpürtmek için. Salih amca tam köpürmemiş çocuklar der. Ben de daha çok sallamaya başlarım. Bir süre sonra kolum yorulur yavaş sallamaya başlarım bunu gören Cemil amca biraz da Ali sallasın şişeyi der. Şişeyi Aliye veririm Ali de şişeyi sallar bir süre ama şişenin içindeki su fazla köpürmez. Ben deterjanı az geldi biraz daha alalım derim. Cemil amca gerek yok onunla da olur der. Bahçeyi gösterir bakın bakalım taşların altındaki deliklere der. Bahçeye gireriz taşların altında delik aramaya başlarız. Bir delik buluruz şişeyi açıp yavaşça suyu döküp bekleriz. Wapa çıkmaz. Biraz daha su döküp bekleriz yine çıkmaz. Başka delik ararız taşların altında. Bir delik daha buluruz ama onda da aradığımızı bulamayız. Cemil amca yanımıza gelir bulamadınız mı çocuklar diye sorar. Arıyoruz diye karşılık veririm. Yanımızda Cemil amca ile başka delik buluruz ama onda da aradığımızı bulamayız. Cemil amca demek yok deliklerden uçup gitmişler boşuna aramayın zaten biz daha önce yakalamıştık der. Bahçeden çıkarız şişeyi Cemil amca alır elimden köşeye koyarken daha sonra lazım olur şurada kalsın der. Salih amcanın yanına gideriz hep birlikte. Salih amca ne o çocuklar yakalayamadınız mı diye takılır bize, Ali yok amca hepsi uçmuş diye karşılık verir, neyse çocuklar üzülmeyin bende var zaten der yanındaki çantadan kutu çıkarıp gösterir. Saydam kutuya yaklaşırız içinde bölmeler vardır bölmelerde de dört beş tane wapa görürüz. Ben a evet bunlar wapa derim. Cemil amca wapa değil ğapa der. Cemil amcaya bakarım ğapa derim ardından bakışlarımı tekrar kutuya çeviririm. Salih amca çocuklar üzülmeyin bunu yakalayamadınız gaço yakalarsınız der. Salih amcaya bakarız. Yukarıda köylerde çok var yarın gidin birlikte, iki tane de kapan alırsınız. Ali nasıl gideceğiz diye sorar. Cemil amca bisikletlerle gidersiniz zaten çok uzak değil der. Bisikletlerin olduğu yeri gösterir iki tanesini alırsınız yavaş yavaş gidersiniz der.
3. Bölüm

Ertesi gün sabah Kahvaltı yaptıktan sonra saat dokuzda Ali’lere giderim. Ali ile Cemil amca kamelyadalar, masada bir tane kuş kapanı bir kaç kutu ve çanta var, bir şeyler konuşuyorlardır. Yanlarına giderim, Cemil amca gel bakalım sana da anlatayım Ali biliyor, iyice anlattım deyip bir yandan anlatıp bir yandan da göstermeye başlar; Bakın çocuklar ben ğapayı bağlayacağım kapana siz uğraşmayın der, eline yandaki kutudan ip alır başka bir kutuda hareketsiz duran ğapayı alıp ipi boynuna bağlar, yandaki çantaya elini sokar bir şeyler arandıktan sonra makaslı eli çıkar çantadan, ipi beş on santim yukarısından keser makası kenara bırakır, kapağı açık olan kapanın içine elini sokar, telden yapılmış kapanın ortasında yine telden yapılmış küçük haznenin üst tarafından ğapayı aşağıya salıp ipi bu küçük haznenin üst tarafından tele düğümler, ipin fazlalık kısmını makasla keser makası çantaya geri koyar, işte böyle boynundan tele bağlıyoruz ki kaçmasın uçmasın der, kuş kapana girince ğapayı yemek için haznenin önüne kapının ağzındaki iki yanda dik duran kısa tellerin ön tarafına yaslanan sopaya konar, bu sopa buradan düşmesin diye sopanın hemen üzerinden kapanın dışından tellerin arasından diklemesine sokacağımız sopa ile sabitleriz, yukarıdan diklemesine gelen sopanın ucundaki ip kapanın arkasındaki uzun esnek tele bağlıdır, sopayı diklemesine yerleştirmek için bu esnek teli kapanın ağzına doğru eğeriz, sopanın ucundaki ipin devamı ise kapanın kapağına bağlıdır, kuş sopaya konunca ağırlığıyla aşağıda duran sopa yerinden kayar sopa yerinden düşüncede kapanın üstenden soktuğumuz sopa kurtulur gergin duran esnek tel düzleşince kapanın kapısını kapatır işte bu kadar der. Küçük hazneyi göstererek kafesteki kuşun gagası ğapaya ulaşamaz yem de heba olmamış olur der, ama bazen ipi gagalarıyla yukarı çekip ğapayı da yedikleri olur namussuzların der. Ha bazen de bu sopaya konmayıp direk içeri girip gagasıyla ipi çekip ğapayı yiyip geldiği gibi gidenleri de olur der. Ben, ğapayı gösterip bu ölümü hiç hareket etmiyor derim, hayır ölü değil diye cevap verir Cemil amca.
Ali bir tane kapanla gideceğiz der. Cemil amca sen kapanı kurmasını biliyor musun diye sorar bana hemen atılırım evet derim. Cemil amca bisikletlerin sadece birinin arkasında bagaj var taşıyamazsınız ikincisini der. Ben taşırım elimde diye karşılık veririm. Cemil amca öyle olmaz düşersiniz iki üç kilometre yol gideceksiniz hem yorulursunuz der. İstemeden de olsa tamam anlamında kafamı sallarım. Cemil amca Ali’ye git yengenden iki şişe su al susarsınız yanınızda olsun der, Ali dediğini yapmak için kamelyadan eve doğru gider. Ben sapanları da alalım mı yanımıza, belki başka kuşlar da çıkar onları vururuz derim. Cemil amca tamam alın ama dikkatli olun sakatlık çıkartmayın der. Tamam eve gidip alıp hemen geliyorum derim ve koşa koşa kamelyadan çıkıp eve doğru giderim. Cemil amcanın sapanı da yanına al diye Ali’ye seslenişini duyarım koşarken.
Bir kaç dakika sonra elimde sapanla koşarak kamelyaya gelirim masada iki şişe su, kuş kapanı ve sapan vardır. Cemil amcayla Ali evin yan tarafından iki bisikletle gözükürler. Cemil amca bana seslenir hadi gidiyorsunuz masadakileri alda gel der. İki sapanı belime sokarım, kolumun arasına bir şişe suyu koyarın elime diğer şişeyi alırım öbür elimle de kapanı alıp peşlerinde hızlıca gerim. Evin dışına yola çıkarız. Cemil amca tuttuğu bisikleti evin hemen karşısındaki bahçenin duvarına yaslayıp başıyla gel işareti yapar bana, kapanı ver suları duvarın üstüne koy içeriden yengenden poşet iste böyle taşıyamazsınız suları der. Bir koşu eve gidip poşeti alır gelirim. Kapan bisikletin arka bagajına yerleştirilmiş Ali bisiklete binmiştir. Cemil amca poşeti aç der, şişeleri poşete koyar sende suları taşı der. Poşeti gidonda taşıyabilecek misin diye sorar taşırım tabi diye karşılık veririm. Bisiklete binerim poşeti gidona takarım. Cemil amca dikkat edin yolun kenarından gidin der. Yukarıda köylere gelmeden açıklık var sol tarafta, buradan şuraya kadar aşağı yukarı deyip az ötedeki evi gösterir eliyle, geniş bir açıklık der. Oraya gelmeden hemen önce sağ tarafta yeni yapılan bina inşaatı var onu gördükten iki yüz metre sonra aşağı yukarı bizim bakkala kadar gidince sol tarafınızda göreceksiniz o alanı, iki yanında da çalılıklar var baş taraftaki çalıların dibine kapanı kurun der. Ali’ye sapanını belimden çıkartıp veririm. Bisikletlerle yola çıkarız.
4. Bölüm

Sitenin mıcır taşlarında bir süre gittikten sonra ana caddeye varırız, hemen karşısındaki caminin elli metre kadar ileriside soldan köy yoluna doğru devam ederiz. Çok geçmeden asfalt yol biter ve toprak yol başlar. Yol sola doğru kıvrıldığı için bir süre sonra geride bıraktıklarımız artık görünmez olur. Aliye sen daha önce oralara kadar gittin mi diye sorarım, evet gittim hatta daha da çok gitmiştik babamlarla der. Ne kadar sürer buradan derim, bilmiyorum ki arabayla geçmiştik der. Yol işlek olmadığı için seyrek olarak otomobiller geçer ve görür görmez iyice yolun kenarına yaklaşırız. Yolun iki tarafı da ağaçlıklı ve oldukça virajlıdır. Bir süre sonra su içmek için dururuz bir kaç yudum aldıktan sonra terimiz kolumuzla sileriz. Kapanı kurabilecek miyiz acaba diye söylenirim, Ali tabi amcam anlatırken kurdum sen gelmeden der. Bende kurarım bir kere kurmuştum derim. Suları poşetlere koyar yolumuza devam ederiz. İyice yorulmadan önce sağ tarafta inşaatı görürüz bak az kaldı derim evet bunu geçince sol tarafta der Ali.
Kapanı kuracağımız yere varmışızdır, bisikletleri açık alanın girişine koyarız. Alan kırk elli metre eninde ve boyundadır yaklaşık. Alanın ortasında kamyon ya da dozer lastiği kadar büyük teker izleri vardır. Aliye burayı yeni açmışlar baksana teker izleri her tarafta derim. Bir süre tartıştıktan sonra karşıdaki inşaatın deposu olarak kullanıldığına ya da kamyonların mal getirince buraya park ettiğine karar veririz. Alanın ortadaki toprak kısmı haricinde çevresi tamamen çalı ve çalıların arkasıda sık ağaçlıkladır. Ali girişin solunda on metre kadar ilerideki çalıyı göstererek altına kuralın der.
Çalının dibine çökeriz kapanı kurmak için, belimizde sapanlarımız. Ali kapanı hemen kurar. Kapanın arkasını biraz çalılığa yaklaştırırız. Yaptığımız işten çok memnun olarak çömeldiğimiz yerden kalkarız. Şimdi bekleyeceğiz derim. Evet ama nerede bekleyelim bisikletle gezinelim mi ne yapılım der Ali. Yola çıkarız çevreye bakınırız. Şişelerden bir kaç yudum su içeriz. Sapanla kuş avlayalım derim tamam der. Ayrılalım ben yolun yukarısına bakayım sen de aşağısına olur mu derim tamam der. Sapan için taş bakınırız yol kenarından, biraz seçip cebimize koyar ve ayrılırız.
Kapanı kurduğumuz yerin çevresinden fazla ayrılmadan kuş peşine düşerim. Çok geçmeden dört beş kuş görürüm havada. Hedef alıp sapanı çekene kadar kuşlar gözden kaybolur, tüh nasıl da kaçırdım diye söylenirken çok az bir süre sonra çat sesi gelir kapanın olduğu yerden. Hemen kapana doğru koşarım, zaten çokta uzağında değilim. Kapanı kurduğumuz çalılığın arka kısmının sallandığını görürüm. Çalılığın arka kısmında bir karartı da görür gibi olurum. Ali de çıkar gelir hemen birlikte kapana yaklaşırız. İçinde gaço sağa sola hamle edip durmaktadır çaresizce. Seviniriz çabucak yakaladığımıza. Ali kapanı eline alır hadi gidelim der. Tamam derim, Gaço yakalanmadan önce bir kuş sürüsü gördüğümü hemen sapana davrandığımı ama vuramadığımı söyler ve eklerim kuşlar taşı görünce ürküp kapana doğru döndü bu onlardan biri miydi acaba.
