Tayin

Konuşma devam eder; Sermed “bak sana ne diyeceğim kazım, mesleğe ben vergi dairesinde memur olarak başladım, sonradan sınavlar falan işte, neyse yine bir gün sahadayız bir berber dükkanına girdik, birisi sakal tıraşı oluyor başka kimse de yok, arkadaşım da var yani iki memuruz, baktık gelen yok giden yok, sakal tıraşı olan da kendi kendini traş ediyor yani adam aynanın karşısında sakal tıraşı oluyor neyse işte adam işini bitirdi sandalyeden kalktı yüzünü havluyla kuruladı sonra kolonya falan, ben söze girdim buranın sahibi nerede diye sordum, traş olan adam benim sahibi dedi, ben de sinir oldum adama o kadar içeri girdik bakınıyoruz bir buyurun demez mi insan öyle aynanın karşısında, bir laf demedi yani sinirlendim işte, dedim ki adama fiş kesmediniz, adam şaşırdı ne fişi dedi, dedim ki kendi kendinizi tıraş ettiniz, adam siz de kimsiniz ne diyorsun sen dedi, dedim biz vergi memurlarıyız kendinize fiş fatura kesecek misiniz, yok ya ne fişi dedi müşteri miyim ben, ben de aynen öyle bu dükkanda kendi kendinizi de tıraş etseniz fiş keseceksiniz ve evet bu durumda müşterisiniz, sonra yok kesersin yok kesmem falan… ben de yasladım tutanağı çıktım dışarı” der, kazım “güler ya abi sen de ne yaman mışsın” der Sermed “güler, ya sorma ne sinir olmuştuk adamın tavrına” der.

Telefon görüşmesinin üzerinden bir kaç gün geçmiştir, yarım gibi sermed kabarenin bahçe kapısından girer binanın yan tarafından arkaya doğru dönüp giriş kapısına yürür, ayçanın elinde tepsiyle kapıdan çıkıp arka taraftaki küçük bahçeye doğru yürüdüğünün görür, “günaydın ayça” der sermed, ayça” günaydın sermed abi, arkaya gelsene çay içiyoruz sana da getireyim” der, sermed “olur ama açık lütfen” deyip ayçanın peşinden bahçeye geçer, küçük kamelyada yeni oyunun ekibi oturmaktadır, cemil de oradadır, ayça çayları dağıtıyordur, sermed “günaydın” der ortaya, cemil arkasını döner “o! üstadım günaydın, buyurmaz mısınız” der, “hay hay efendim geldim” der ve herkese bir kafa selamı verir, herkes de ona günaydın anlamında kafa selamıyla karşılık verirler, sermed “size rastladığım iyi oldu cemil bey” der, cemil “hayırdır üstadım” der, sermed “efendim birkaç sorum olacaktı, küçük birkaç soru” der, cemil ” meraklandım üstadım hayırdır” der, sermed bu sırada kamelyada kendine bir yer bulmuş oturmuştur, sermed “efendim tiyatronuzun işleyişini tam kavramak için,,, bunu sizden başkasına da soramam” der, cemil “buyurun üstat,,, yoksa incelenme sırası bende mi” der, sermed güler “efendim tespit diyelim, incelenme falan yok ortada” der, cemi “tabi ki efendim buyurun” der,

cemil bir sigara yakar, sizde yakmaz mısınız gibilerinden sermede de uzatır, sermed “teşekkürler, ben ondan içmiyorum” der ve çantasından sigara paketini alıp bir sigara da sermed yakar, bu sırada çayı da gelmiştir, sermed söze girer “cemil bey, oyun seçiminizi nasıl yapıyorsunuz, kazım ile telefonda görüşürken tesadüfen öğrendim yeni oyunun yazarı da meslektaşmış” der, cemil “muhasebeci” der, sermed ” evet yani aynı meslek sayılır bizim ile” der, cemil “anladım, şöyle oldu yani rastlantıyla buldum hikayeyi, internette geziniyordum bu yazının yayımlandığı siteye girdim tesadüfen, öyle bir bakınayım dedim, yazar refleksi yani, denk gelirsem bakınırım, aslında aranırım da özellikle bu tip siteleri, tuhaf site, adı bu sitenin ama hakikatten tuhaf, tam bir tarzı yok ya da kendine has bi tarzı var, bu kabul de yani yeni oyun tiyatro oyunu disipliniyle yazılmış da değil ama hikaye diyebiliriz yine de yani olsa olsa hikâye olur diyelim, sermed “peki yani siz bu oyuna bu kadar masraf yaptınız ve yapacaksınız, bu arada sözleşmeyi de okudum, neydi adı e! hah! ali, şimdi aslında benim anlamak istediğim normalde şöyle olması gerekmez mi misal bu alanda kendini kanıtlamış yazarların oyunları belki klasikler ya da iyi satan bir hikaye romandan falan uyarlama,,, yani bu yatırımı Kabul ‘un bu yatırımı hakkedeceğine nasıl inandınız, kanaat getirdiniz” der,

“yazar, oyuncu refleksi diyelim ama biraz da açalım” der cemil, sermed “tabi lütfen” der, cemil “üstadım yazıyı okunuz mu” der ve yeni bir sigara yakar, sermed “okudum” der, cemil ” peki sitede ki diğer yazıları” der, sermed “yok ama şöyle bir göz attım” der, cemil “dediğim gibi hakikatten tuhaf site yani sitenin tamamını iyice okumak gerekir ki kabulu tam anlamıyla anlayalım” der, sermed “hım! anladım” der, cemil “gerçekte site ki bunu site sloganında da kendisi de söylüyor ‘sitenin tamamı eser’ diyor,,, ama şöyle bir durum var bu site bence tabi edebi bir eserden ziyade felsefi bir konu yani sitenin edebi tarzı diyelim evet sitenin edebi tarzı yazarın felsefesini anlatmak için kullandığı bir araç ama şöyle bir durum da var tüm yazılar yani herkes kendi bakış açısını ortaya koymak için bir şeyler yazar çizer bu da çok bir şey sayılmaz ama ortaya konan felsefe yeni sayılır en azından bu felsefeyle yazılan yazılar yani tuhaf sitenin önermesi bu manada yenidir bence” der cemil, cemil devam eder “missal unstable stain yazısını gördünüz mü”, sermed “hayır” der, cemil “bu başlık olmadan ama bu da yetmez WC okumadan” sermed söze girer “wc mi” der, cemil gülerek “aynen, wc yi okumadan ve hatta dediğim gibi sitenin tamamını okumadan kabul anlaşılamaz ama işte anlaşılınca birileri beğenir ve belki de oyununu yapabilir” der, sigarasından içer ve devam eder “unstable stain bu kabulu açıklar bence,,, siz ne sormuştunuz en başta,,, nasıl karar verdiniz bu hikayeyi oyun yapmak için,,, işte kabul de bunu soruyor,,, ki medeniyetimizin geldiği bu aşamada sorulacak soru budur ve cevap da makuldür,,, inatçı çerçeveyi okumadan ki bu da sitenin bir yazısıdır, cevabın makul olup olmadığını sorgularız” der, sermed bu sırada bir sigara daha yakar ve bir iki fırt çeker sigarasından ve söze girer “pekiyi sizin gibi düşünülüyor mu site hakkında yani yazılanlara sizin gibi hak verenler var mı misal sitenin takipçi sayısı, beğeni sayısı” der, cemil “onu bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim, sözleşme için aliyle buluştuğumuzda ben de benzer soruları sordum, açtı dizüstü bilgisayarını geçmiş on yıllık istatistiklerini gösterdi” der ve cemil bir sigara daha yakar, masadakiler teker teker eksilmiştir bu konuşmalar esnasında ve son kalan kişi de kalkar, cemil devam eder “istatistikler de bir gariplik vardı, neredeyse yani sitenin misafirleri yok denecek kadar az, hatta sözleşme sürecimiz 15 gün kadar sürdü ve son buluşmamızda yine istatistiklere baktık” der ve sigarasından bir fırt daha alır ve ekler cemil “istatistiklerde bir gariplik olduğu kesindi” der, sermed söze girer “nasıl yani” der, cemil “istatistikler yalan söylüyor” der, sermed hızlıca bir hareketle çantasından not defterini çıkartır ve cemilin son dediğini yazar ‘istatistikler yalan söylüyor’, not defterini çantasına geri koyar, “enteresan, garip” der sermed, cemil sigarasından bir fırt daha alır “şov dünyası üstadım şov dünyası” der.

Sermed sigarasından bir fırt alır dumanını burnundan verir “üstadım siz bir de bizim şov dünyasını görün” der, Cemil “doğrudur üstadım doğrudur” der, ikisi birden gülerler…