Popüler kültür dergisi yazarı/editörü Cenk’in Deoman ile ayaküstü sohbeti
Cenk- Deoman bey ne iyi ki geldiniz ayaküstüye
Deoman- Ne demek, merakla zaten takip ediyoruz
Cenk- Biz de sizi, var mı yeni bişeyler, bekliyoruz öylece
Deoman- A! tükettiniz mi yine
Cenk- Maalesef,
Deoman- Ya! bi doyuramadık sizi:)
Cenk-Bizimki biraz da aç gözlülük, yani fena alıştırdınız, her okuduklarımızdan sonra dadı damağımızda kalıyor
Deoman- Vallahi siz de haklısınız, ben öyle çok uzun da yazamıyorum, E! ilgim dağılıyor ama şöyle de düşünüyorum aslında bi itirafta bulunayım Şok Şok Şok!
Cenk- Az sonra Deomanın son itirafları:)
Deoman- Aynen, öyle çok uzun da okuyamıyorum artık, acaba yaşlandım mı, Ha! gözüm de eskisi gibi değil, şöyla kağıdı az uzaklaştırmak, var mı sizde de?
Cenk- Sizin için olsun,
Deoman- Ya sen o kadar genç misin:)
Cenk- Teveccühünüz:)
Deoman- Vay! neyse ya! o kadar uzun da okuyamıyorum ama göz meselesi değil yani ilgim dağılıyor.. bence bu herkesin geldiği son durum, yani başlıyorum işte bir şey okumaya ki eskiden inatlaşır bitirirdim ama şimdi baktım sarmıyor bırakıyorum
Cenk- Sanki eskiden de sıkılıyormuş gibisiniz gibiydiniz mişsiniz
Deoman- Hım! sanırım… inat dedim dimi… ya galiba öyleymiş:)
Cenk- Ama haklısınız şimdi her şey kısa kısa… yani çoğu şey:)
Deoman- Ya! dimi… aynen, inanır mısın eskiden şöyle uzun bi yazayım dedim yadım da… şöyle yarım tuğla falan
Cenk- E! nerede o?
Deoman- Ya sonra okudum baştan
Cenk- Sıktı mı
Deoman- Ya aynen… sen doğru diyormuşsun… ya galiba eskiden de… Hım.. Ya bak bu yaşıma geldim hala öğreniyorum, her şey biter öğrenmek bitmez… ama ya kısa olsun ya!
Cenk- Peki var mı kısa bişeyler?
Deoman- Sana bişey diyim mi, uzun yazanlar hep boş yazıyor… tamam bilimsel bişe okey ama biz burada sanatla ilgili konuşuyoruz
Cenk- Aynen
Deoman- Boş abi… ya eskiler demez miydi lafın kısası makbuldür
Cenk- Derler miydi
Deoman- E öyle tabi… bak sana diyim ben bunca yıldan sonra bişe öğrendiysem o da şu kısası makbuldur… anlatacağını kısa anlattın anlattın yoksa boşa anlatma
Cenk- diyorsunuz
Deoman- Sana bişey diyim mi şiiri bi kenara yazmak da seyirlik malzemedir sanatsal anlamda bak bilimsel falan demiyorum yanlış anlaşılmasın misal dil felsefesi mi yazıyorsun koy üç tuğla, okey yani!
Cenk- Yorum eleştiri falan… kısa?
Deoman- Aynen ya işte kısa abi… ya seyretmek ya da dinlemek varken okumak nedir ya! ama sana bişey diyim mi artık bilimsel ya da diğer şeyleri de okuyup pazarlıyorlar ya da neydi o… ha! yapay zeka seslendiriyor bilgisayar falan
Cenk- Aynen okunmuş kitap dinlemek?
Deoman- Ya kitap dinlenmez bence ya! dinleyen dinlesin, ama kısaysa dinlenir ama kısaysa okunur da,,,
Cenk- Kısa yani
Deoman- Aynen abi kısa… Şimdi sen ne yapıyorsun… video… abi olay budur yani bunu yazsan okunmaz ki,,, eskiden abi o işler,,, seyirlik yazacaksın
Cenk- Senaryo?
Deoman- Aman abi ne diyorsun yok… hikaye iyidir ama en iyisi
Cenk- Şiir?
Deoman- Aynen şiir abi…
Cenk- peki var mı kısa bişeyler?
Deoman- Hep var… bi ilham.. ya bu sıralar boştayım aslında hikayem yeni bitti
Cenk- Süper
Deoman- Yeni bi hikaye başlamayı düşünüyorum… kısa ama
Cenk- Kısa tabi abi! konu?
Deoman- Ya! bu sıralar sıkıntılı ama, cemi gördün mü ya siyasi espri yapmış şey de
Cenk- Aynen abi
Deoman- Ya! cesaret hapı mı içmiş anlamadım… ama… işte öyle kısa işte
Cenk- Süper abi,,,
cenk- Ya abi unutmadan şunu diyeyim sen sanki yazılarının türevini çıkartıyorsun
deoman- yok integral… matematiğim iyi değildir
cenk- yani bir yazını hikayeni falan diğer yazılarından hikayelerinde…e! atıf yapıyorsun ona gönderiyordun, süper abi
deoman- anladım ama bu konu önemli bence, şimdi yazılı edebiyata yani klasik anlamda roman hikaye ya da şiir kitabına artık sence ihtiyaç var mı, kitap olarak diyorum ha! basılı yani,, ya bunlar araçtır ki taşıyıcı yani ya önümüzde internet diye bir taşıyıcı var ve daha önce eşi benzeri olmayan bi taşıyıcı, ya! ben anlamıyorum hele hele sanat yani yazılı eserlerden bahsediyorum nedir bu dinozor sevicilik yani sanatçı kalıpları kırmak için vardır körü körüne bağlanmak için değil ya bunlara kalsa sinema da sanat değil ha!
cenk- aynen katılıyorum
deoman- hah! işte türev dedin ya işte bu internet yayımının bir lütfudur ha! dön bak tekrar yani,,,, bedava:)
Deoman- Abi bak şimdi sen benim sitede ara tuşunu gördün mü… arama motoru site içi
Cenk- Evet abi
Deoman- Türev dedin ya, atıf falan, yaz abi ara nedir gör ya! var mı basılı edebi metinlerde bu, yok, bu bile çok büyük bi şey anlayana
Cenk- Abi sen siteni kitap gibi görüyorsun diyebilir miyiz o zaman
Deoman- Aynen ama daha fazlası gerekirse, beğeni tuşu da eklenir yorum da
Cenk- sosyal medya gibi hani o kullandıklarımız
Deoman- ne diyeceğim senin gözlerin iyi görüyor ama
Cenk- ya yapma abi:)
Deoman- Yok yok öyle şimdi bu internet ilk çıktığında aslında bu siteler kişisel blok şeklindeydi, yani daha sosyal medya yokken ki sosyal medyaya karşıyım falan diye anlaşılmasın tam tersi, işte herkes kendisine site yapıyordu ben de siteyi o zaman yaptım zaten tabi sonradan daha aktif hale getirdim doğrudur, işte o zamanlar işte şirketler falan markalar kendi sitesini yaparlardı bizim edebilerin aklın daha gelmemişti bile
Cenk- Anladım abi
deoman- hala da tam akıllarına gelmiş değil,,, ya haklarını da yemeyelim kimsenin şimdi sosyal medyanın yani o bildiğimiz sitelerin bilinirliliği fazla yani kendi siteni kurunca millet siteye çullanmayacak hemen ama,
Cenk-Bu da orada yayınlanacak video yani,,, takipçi kasmak mı diyorsun:)
Deoman- Aynen abi olur yani,,, yani bildiğimiz biraz uğraşmak lazım sonrası ama rahat, bence
Cenk- reklam?
Deoman- dimi,,, ben öyle düşünüyorum,,, anlatabildim umarım…
deoman- ama asıl mesele ne biliyor musun, şimdi ne öğrendiysek kitaplardan öğrendik ya misal klasikleri kitaptan okuduk dimi, şimdi bu durum ama edebi metinler için diyorum,, e! bu durum sanatçıyı bağlar sımsıkı hem de ve kendi konfor alanına çeker üstüne hatırı sayılır bi ağırlık verir,, konfor abi bu ağırlığıyla adamı bitirir,,, yazanı,,, hani benim kitabım var ya dimi ya abi benim kitabım var, bak işte şimdi yazanların düştüğü tuzak bu, atın abi bu ağırlığı üstünüzden, nedir yani yazarsın beğenilir bişeler olur işte kazanırsın paranı da belki
Cenk- abi part time yazarlık mı diyorsun
deoman- gerekirse diyorum abi nedir yani, bence kimse bu ağırlığı,,, bu konfor batağına girmemeli, düşmemeli… ya hayat artık öyle hızlı akıyor ki
cenk- kısa kısa:)
deoman- aynen abi yormayın ya kimseyi:) ayaküstü yaz gitsin:)
cenk- biz yormuyoruz değil mi yani kısa mıyız sayılır:)
deoman- Sen benim ne okuduğumu biliyor musun yani eğitim
Cenk- Biyoloji galiba:)
deoman- ya niye güldün,,, yok,, anladım neyse,,, o ilk girdiğim bölüm sonradan maliyeye girdim
cenk- pardon abi takip edemedim demek ki:)
deoman- abi gülünecek bişe yok yani maliye, şimdi bizde yani maliye…
cenk- yanlış anladın abi,
deoman- yok yok doğru anladım da,,,
cenk- yok abi
deoman- ya neyse,,, önceki söyleşilerimden biri,,,, ya neyse, bizde önemli bir yöntem kaynakta kes,,
cenk- abi yanlış anlamanı valla istemem de,,,
deoman- abi dur bi tamam bişe sordun cevap,,,
cenk- abi ya sende gözlük falan dedin hiç bi şey,,,
deoman- ya yanlış yerlere gidiyoruz,,, ha! canlı değil dimi
cenk- yok abi canlı değil de,,, ya sen de abi biraz gevşek şey tarz,,
deoman- ya hu anlamadım,,, sen arkadaşlarına gevrek diye, ya arkadaşın mıyım
cenk- yok abi gevre,,
deoman- ya soru sorsun cevaplıyorum,,, ya!,,,
cenk- yok abi de senin tarzından,,, yani kafa mı yapıyors,,
deoman- ohoo! ya sana mı kaldı tarz,, kapat kapat
cenk- ama
deoman- yapacağınız işi s…keyim
cenk- olmuyor ama
deoman- ha..iktir lan sorunu da kameranı da,,,!
cenk- ya hayır,,,d,, ahhh! lan ya.şak ne vuyorsun,,,, ya tutsanıza şu malı,,, lannn!
…
Edebiyat dergisi yazarı Bülent ile soslu yazılar söyleşisi
Bülent- Abi hoş geldin, öncelikle şunu söyleyeyim…
Deoman- Hoş buldum
Bülent- yumruğu haketmiş, ama
Deoman- ya açmayalım o konuyu
Bülent- Abi daha başlamadık kamera kapalı ama gevşek demiş onu söyliyim:)
Deoman- Ya ne fark eder, ya biz edebiyatçıyız,,, ikisi de aynı kökten gelir yani ne fark eder,
Bülent- abi eline sağlık,,, açalım kamerayı, Selamlar bu haftaki konuğumuz deoman,,, diyalogların efendisi…
Deoman- Selam,,, yahu yok öyle bi iddiam
Bülent- Alçak gönüllülük yapıyorsun abi, var böyle bir görüş hatta kuvvetli
Deoman- Ya, o aslında tam öyle değil diyeyim o zaman
Bülent- Peki nedir abi? biz seni böyle hatta edebiyat dünyasında bir çok kişi böyle düşünüyor diyebilirim
Deoman- Eyvallah ama, ya ben,, bunu muhakkak daha önce de bir yerlerde söylemişimdir,,, bu işi yapan çoğu kişi gibi klasiklerle işe başladım yani o okuduklarım gibi hep yazmaya çalıştım..
Bülent- Peki ya sonra abi,, yani sana bu unvanı niye uygun görüyoruz
Deoman- Güzel soru,,
Bülent- Saol abi,,, niye?
Deoman- Klasikleri bilirsin,,, bir tekerin dönmesini üç sayfaya anlatırlar ya hani:) öyle bi geyik vardır
Bülent- Aynen
Deoman- Ben de öyle başladım işte yani tasvirle başladım,,,, ya sana bişey itiraf edeyim o zaman ben hiç diyaloğ yazamazdım,,,
Bülent- Abi meraklandık bak,,
Deoman- Aynen hiç yazamazdım hatta yazmazdım,,, ha bizim bu işe başlağıdığımız zamanlarda böyle bir ortam da yoktu,,, öyle internet cep telefonu video yok yani,,, şimdi düşün o klasikler yazıldığı zaman nasıl bir ihtiyaca karşılık geliyordu…
Bülent- Yani artık tasvire gerek yok mu diyorsun
Deoman- Yok ya öyle bişey demiyorum ama,,, tasvir her yerde artık,,, şimdi senin kamera ne yapıyor,,, anladın mı?
Bülent- E abi bu durumda edebiyatta da gerek yok gibi bişey olmuyor mu?
Deoman- Yahu öyle bişey demiyorum işte,,, eskisi kadar da ihtiyaç var ama evriliyor,, ya senin şu akıllı cihazın yapabileceği bir şey için ben neden kafa çatlatayım,,,
Bülent- Anladım abi
Deoman- yok ya dur,,, şimdi,,, düşünmek dediğimiz iş zaten uzam ile olur yani düşünürken bi şey yaratırken zaten uzamsız olmaz,,, ya bu nasıl olsun,,, işte onun için…
Bülent- onun için diyalog yani
Deoman- ya! diyalog ama,,, şöyle düşün o diyalogun ortamı kendi içinde ortaya çıkıyor,,, ya mekansız yazamazsın ki,,, böyle bişey yok yani, ama burada olay şuna dönüyor diyalog kendi mekanını yaratıyor,,, misal şimdi biz senle yazılı olarak bunu yapsak hani olmaz ya oldu diyelim, söyleşiyi yani şimdi insanlar okuyunca bunu sence tamamlamaz mı? yani bir masanın başında falan öyle değil mi?
Bülent- Öyle bir söyleşi olabilir mi?
Deoman- Ya! olmaz işte onu diyorum ama olsaydı masa başı yani bu böyle,,, işin özü video çıktı tasvir biraz arka plana geçti,,, ya bak bu bence,,, sen edebiyat dergisindensin başka türlü düşünebilirsin ki kaldı ki video ile benle söyleşi yapıyorsun
Bülent- Anladım abi eski önemini kaybetti ya da
Deoman- Ya dası şu diyalog kendi mekanını içerisinde barındırıyor,,, hatta şiir düşün ya! tasvir var mı yok ama o duyguyu nasıl geçiriyor dimi!
Bülent- Abi o zaman diyalogların efendisi sana yakışıyor
Deoman- Eyvallah ama şunu tercih ederim yani şöyle diyeyim hatta yeni edebiyatçılara,,, gerçi az önce de dedim ama tekrar olsun,,, diyalog kendi mekanını dayatır
Bülent- Abi senin tarzın da bu görüşüne uygun olarak sinopsisse döndü diyebilir miyiz, kızmazsan tabi
Deoman- şöyle desek daha uygun olur artık ortam üç sayfa teker dönmesini anlatacak ortam değil,,, sanatta birlik zamanıdır,,, bırakalım da mekanı başkaları düşünsün,,, he! bu bence daha uygun,,, kızılacak bişe yok ya! bu böyledir artık ama bence bak bunu vurgulayayım, yoksa isteyen istediği gibi yazsın, yahu cebimdeki telefondan daha iyi mekan tasvir eden görmedim şimdiye kadar:)
Bülent- Abi süpresin, mesaj on numara, gitmesi gereken yere gitmekten başka çaresi yok, peki bu kısa:) mevzusunda ısrarcı mısın ya d….
Deoman- Yahu neye göre kısa, şöyle düşün benim yazdığım bitmiş bir taslaktır denebilir k…
Bülent- Peki bazı hikayelerini bitirmiyorsun ya da misal şu korkak zorba
Deoman- Ya bu ne acelecilik sözümüz,,, bitirmemiştim
Bülent- Abi unutmamak için yoksa süper gidiyoruz
Deoman- Kısa sayılmazlar yani, mevzu hikayeyse ben taslağı hemen hemen,,, aynen bazen bitirmiyorum da ama onu da biraz sürprizi kalsın gibi düşün,,, aslında bazı uyarılar da alıyorum ya bitirme gibilerinden,
Bülent- Uyarı derken?
Deoman- Dedim ya sürprizi kaçmasın,,,, yani hikayeyele ilgilenenler,,,
Bülent- Ha anladım ya bende şok bi şey mi duyacağız diye merak ettim
Deoman- Yok be!,,, anladım ya ben ne yazdığımız biliyorum öyle bişey olmaz yani,,, korkak zorba dedin
Bülent- Evet abi ya süründürdün bizi öyle tadı damağımızda kaldı
Deoman- Aynı durum ya, bitirmedim hikayeyi,,, son yazdığımı gördün mü:)
Bülent- Görmem mi abi hep yokluyorum siteyi ama şunu da söyleyeyim siteyi iyi kullanıyorsun, yani ekleme varsa hop yukarı süper,,,
Deoman- dimi,,, ya bu var mı kitapta,,, dur ya unutmadan korkak zorbada orada kesecektim ama dayanamadım yazdım,,, şu malum platformda bi paylaşım vardı bilmem fark edebildin mi,,, bak ama şunu söyleyeyim sana yazarın asıl işi izlenim yakalamaktır yani bizler izlenim avcısıyız,,, ya! her yazdığımızı yaşamış olmamız mümkün mü,,,, değil,,, işte bir izlenim bulursam hikayemi destekleyecek ya da öyle olacağını düşündüğüm hemen not alırım,,, ha eski usul de değil,,, telefona yazarım,,
Bülent- Abi onlar da güvenli değil diyorlar
Deoman- neyler,,,, ha! anladım ya boşversene isteyen takip etsin,,, ya neyse abi dur ya,,, konuya dönemlim,,, izlenim buldum mu affetmem,,, ha işte benim bu notlarımda o korkak zorbanın son bölümü var ama işte o malum platformda hani şu sarı var ya
Bülent- Abi!,,, e! ben de denk geldim:) anladım
Deoman- Şu civ civ
Bülent- Civ cov mu desek
Deoman- Ohoo! bülent yanlış sulardasın:),,, sen o bölümü kes bence:) neyse işte bu paylaşımı görünce aha! dedim bu izlenimi kaçırmam imkansız
Bülent- Takip ediyorsun yani
Deoman- Denk geldim diyelim:) neyse,,, onu gördüm dedim şu zorbaya ekleme yapayım,,, bak izlenim yazar için her şeydir sakın unutma,,, iyi bi izlenim için satamayacağım bişey yoktur ha!,,, bak çok ciddiyim,,, bak dur telefonu,,,, bak şuraya tarihe bak,,,,, gördün mü..
Bülent- A vallahi varrmış
Deoman- Aynen abi ya! ben 55 yaşındayım yalan mı diyeceğim
Bülent- Aman abi! süper gidiyoruz
Deoman- 🙂 Yok yok ya şaka yaptım,
Bülent- Aman abi!
Deoman- Bak sana ne diyeceğim, ben bu işe sekiz yaşlarımdaydım başladığımda,,, evde klasikler var okuyorum bir yandan da ha okula da erken başladım 5 yaşlarımda falan tamam mı,,, işte sekiz yaşlarımda falan yazıyorum,,, aslında bir yanda duruyor yazdıklarım ha,,, neyse, şimdi yazıyorum tasvir yani,,, yazıyorum sonra baktım olmadı,,, hikaye oturmadı tamam mı,, misal bu güzel kız bu adama bakmaz,, sonra dönüyorum kızı misal biraz bozuyorum,,, misal boyunu bir tık kısa yapıyorum gibi işte,,,, yani hikayeyi oturtmak için ya da aileyle oynuyorum bira daha fakir falan,,, denge yani anladın mı
Bülent- Süper abi pek..
Deoman- Yahu dur be! ne bu hız,,, abi bak devrimizin sıkıntısını hemen karar veriyoruz,,,, bitmedi abi,,, şimdi yazdığımı düzeltiyorum falan,,, baya ğı bildiğin yazıyorum tamam biraz esinlenme hatta daha fazlası ama:)) yazıyorum yani almışım o tadı tamam mı,,, bil gün sabah uyandım sobayı yakacağım kimse kalkmadan da biraz yazayım diyorum,,,, soba ya:) ne zannettin
Bülent- çok iyi abi:)
Deoman- Ya yaktım sobayı tutuşturdum yani ısınmasını bekliyorum alev alsın,,, bak aklıma ne geldi,, yahu ben yazdığımı değiştiriyorum yani bildiğin bir evren yaratıyorum hikaye roman falan yaa!,,, dedim ki ben bunu yapabiliyorsam bak o yaşta ha,, işte zorba ekol o sobayı yakarken ortaya çıkmaya başladı,, dedim ki ya tanrı bunu yapar mı,,, yani bizi yaratan bizden memnun kalmaz da bizim ne bileyim kolumuzu bacağımızı tipimizi ailemizi değiştirir mi,,, ya neden olmasın dedim vallahi bak,,,, işte o gün bu gündür her sabah kalkınca dua ederim tanrıya,,, şükrederim yani,,, bak bunu da ilk defa söyledim… şok şok şok:) aynen böyle bak
Bülent- Abi süpersin,,, kendimi hakikatten şanslı hissettim bu dediklerin için ekol yani..
Deoman- aynen abi! neden olmasın ha!
Bülent- site işleri nasıl gidiyor, istediğini buldun mu?
Deoman- Siteye yeni tarzım şimdilik ama ne diyeceğim sana,,, aslında daha iyisi bu video olayı ciddiyim bak, ancak ben beceremiyorum, bir iki deneme yaptım olmadı hissi baskın kaçtı da şunu belki yapabilirim şimdi sen bunu yayımlayacaksın ya videoyu yani buna bi link koysak mı sitede he?
Bülent- Hım! abi o beni aşar sormak lazım
Deoman- O yumruklu olanı falan yani, şöyle yapacağım artık ya! en azından tanıtım fragmanı ve link vermek suretiyle mutabık kalırsak bu söyleşileri yapabilirim, videoyu da ıskalamamış olurum, sitede yani
Bülent- Abi baştan konuşmak işi çözebilir
Deoman- Tamam anında koymam ama misal üzerinden bir ay geçer koyarım gibi,,, link ya, nerede yayımlandıysa oraya, bence olur gibi
Bülent- Abi bence e! yani olmayabilir de çünkü site işlerinden yani takipçileri yönlendirmek falan yani bunlara çok kafa yoruyorlar,, sen yine yani konuş ama bilemedim yani
Deoman- Benim amacım takipçi falan değil aslında yani şuna da bir bakın gibi düşün ama dediğim gibi kalıpları kırmak gibi düşün yani bir nevi iş ortaklığı
Bülent- Parasal işle sıkıntı yani, peki abi takipçi istatistiklerin ne durumda
Deoman- Ya ona takılmıyorum aslında ve yükseliyor da fena değil ama istediğim yerlere daha gelemedim, onun için,,, işte yani açık yapıtı bilirsin,
Bülent- Evet abi,
Deoman- Bu siteyi yani ilk zamanlarından beri düşüncem açık yapıt tarzı bir iş olsun yani okuyucuyu takipçiyi öyle sıkı sıkı bağlamasın ama bu bağdan da kurtulmamız imkansız varoluş böyle yani kim ben ölmeyeceğim diyebilir ya da kim aslında ben yokum diyebilir anladın mı yani bu bağdan bir kurtuluş yok ama bu bağı gevşetmek yazın anlamında çok anlamlılığa müsait olmak işte bu belki olabilir hani türev diyorsun ya da deniliyor ya, ben bunu yapmaya çalışıyorum olabildiğince yani zorba ekol budur,,, özü olabildiğince korur ama anlamda bağları gevşetir:)
Bülent- Aman abi bak sen dedin:)
Deoman- Laf lafı açıyor işte:) sana bir şey daha diyeyim bak daha önce demedim,, ya dizi vardı bi platformda yine bi bölümünde adam misafirine yumurta haşlıyor haşladığı kişide sporcu tamam mı adam bayağı haşlıyor kafasına göre ama 15 tane falan işte ev arkadaşı kahvaltıya çıkıyor ya abi süper ya:) haşlanan yumurtaları görünce haşlayana diyor 15 de niye durdun öbürü de kafama göre gibilerinden bi cevap veriyor tamam mı, bak bu süper bi tespit şimdi misal dilimizde birisine dedin ‘abi nasılsın’ şimdi bunu normal alışıldık tonlamayla dediğimizde şöyle olur ‘abi nasılsın’
Bülent- Abi bildim diziyi
Deoman- Aynen aynen, abi nasılsın,, şimdi biz bu abi deki a yı niye böyle demiyoruz misal aaabi nasılsın, ya da diyoruz ama böyle diyene de bi gevşeklik durumu da alıyoruz dimi
Bülent- Aman abi:)
Deoman- Yok ya almıyor muyuz, alıyoruz işte onu diyorum aaabi, kalıpları kırmak lazım, anladın mı,,, yoksa çok üzerler seni beni hepimizi,, çık dışarıya bi bak sağına soluna soluna bu böyledir yani,, anladın mı,, gevşek iyidiir
Deoman- Yani şunu demek istiyorum,,, Bizim edebiyatçıların kulağına küpe bi laf vardır bilirsin, insan dil ile kuşatılmıştır,,, bilirsin
Bülent- Evet abi,, klişe
Deoman- Gibi işte, bizler hepimizin çevresi dil ile kuşatılmıştır bu mekandır uzamdır yanii, Şimdi yazan kişi bu dili bilen kişidir,, yani misal bir kaldırımda yürüyorsun kaldırımın taşı bozulmuş ya da kırılmış bastığın yerde ayağın hafiften yamuluyor çukura düşüyor işte tamam mı,, yazan kişi ne yazacağını bu çevreden bizi kuşatan dilden edinir genelde ve bununla birlikte düşünceni harmanlar ortaya eser koyarsın,,, şimdi o kaldırımda yürüyorsun o bozuk kaldırımın sende yarattığı düşünce nedir tabi bu senin o an içinde bulunduğun iç haline göre değişebilir,,, kaldırım taşının köşesi çıkmış basmamak için dikkat ettin içinden şunu diyebilirsin ya da dışından ‘ya bu ne şunu görmüyor musunuz düzeltsenize’ ya da ‘sizin yapacağınız işe… bilmem ne bilmem ne’ belki de ayağının ucuyla şöyle bir yoklarsın düzeltmeye bile çalışabilirsin bak bunlar senin o an içinde bulunduğun ruh haliyle ilgilidir yani uzam sana bir şey dayatır evet bilinçli de olabilir bu polisiyeler nasıl yazılıyor zannediyorsun,,,
Bülent- Evet aynen
Deoman- Bunlar hep işte çevresinde yaşadığımız dildir,, bu dil bizi kuşatır,, bölgeden bölgeye ülkeden ülkeye falan değişebilir,, bu böyledir yani tabi bu en basiti bunun bu şekilde yüz yılara yay al sana bir kültür dili ama biz o kadar yaymayalım:) ya bazıları diyor ki özellikle benim için değil tüm yazan takımında bu durum vardır hissederler yani,, bu yazdığın arak bak bilmem kim de bunu yazdı yada çok benziyor falan ama bak bu tuzağa herkes çok rahat düşebilir,,, ego işte düşersin yani,,, yahu daha biz öğrenci sıralarında edebiyat okurken,,, biliyorsun değil mi ben ilk edebiyat okumaya çalıştım iki yıl kadar okudum sonra sıkıldım bıraktım:)
Bülent- Abi senin okuma serüvenin bilmeyen yoktur:)
Deoman- Aynen işte edebiyat okurken hoca derdi çocuklar anlatılmadık konu duygu yoktur ama şekil tarz her zaman boldur bulursunuz bir yolunu eğer çok çalışırsanız gibilerinden işte,,, yahu hepimiz aynı idealar evrenindeyiz,,, nasıl olsun da anlatılamayan konu olsun,,, şimdi misal benim ekol zorba ya bu bir pazıl gibidir ama bir çerçeve disiplindir, karate gibi boks gibi kurallar koydum kendimce yani ama bunu oluşturan şeyler dinler tarihinde hatta bizim dinimizde bile bazı dönemlerde dile getirilmiş ha kabul görmüş o zaman ya da görmemiş olabilir ama bir şekilde bunlar düşünülmüş yani bir kısmı misal bu kot olayı yahu o da mitolojide var ya! Bilmem ne tanrısı şu bilmem ne tanrısı bu falan yani ortaya ne koyarsan koy bu hep arkada bir ize dayanır,,, işte o bizim müthiş egomuzla bunu yahu bu özgün değil falan deriz yani,,, şunu demek istiyorum hatta dedim anlatılmayan öz yoktur ama tarz olarak yani bu özü anlatan tarz vardır bu yani…
Bülent- Abi bu kapsamda tarza bir düşünme biçimi diyebilir miyiz
Deoman- Süper işte bu düşünme biçimi,, olayları izlenimleri bu biçim dediğimiz çuvala atar yani o tornadan geçiririm,, her olayı izlenimi zorba ekole sorarım bu böyle mi diye eğer cevap evetse onu kullanırım yok hayırsa işte ekleme çıkartma yaparım falan,,, ya bunu da abartmamak gerekir zira herkesin bir tarzı vardır kendince bir ekolü vardır takip ettiği yani abartmayalım,,, ama şöyle bi şey de var misal bi voleybol videosu gördüm işte tv lerin olduğu dönemden bilmem kaç yılından günümüze geliyor yahu şaşırdım kaldım bak video böyle güçlü bir şey yazsan olmaz ya, adamlar yani eskiden oynan işte milli voleybolcular falan sana:) bişey diyim mi adamları bugün lise takımında oynatmazlar,,, her şey gelişiyor işte eklene eklene,,, birisi de bir zaman sonra çıkıp da zorba ekolü kullanıp kendisine yeni bir tarz oluşturması çok hoşuma gider yani bayılırım vallahi bak:)
Bülent- Peki tüm bu anlattıkların özelinde abi zorba ekolü bize özetle desek kısaca yani ne dersin
Deoman- Hım! belki şöyle diyebilirim yani bunu devamlı bir şeylere benzeterek anlatıyorum; hani demin soba yakarken aklıma gelenlerden bahsetmiştim
Bülent- Evet
Deoman- Buradan yola çıkarsak biz bizim dışımızda şeylere yani daha ulvi şeylere farkında olmayarak hizmet ediyoruz yani misal sinir sistemi her türlü uyaranı taşır ya ha işte biz de bir çeşit sinir hücreleriyiz yani tüm şeyleri biz duyarken o duygu başka bir ihtiyaca karşılık geliyor,,, bizim dışımızda yani ama bizi de içeren bir şey bu ama bunu bilsek de yaşarken demek ki bir zorunluluk olarak unutuyoruz, inatçı çerçevede de bunu yazdım,,, bu durum işte yazmak ve arkasından bunu bir filme çekmeye benzetilebilir,,, şimdi ben bir şeyler yazdım misal bir hırsız, bankadan tüm parasını çekmiş ve ev almaya araba almaya giden kişinin kafasına taşı vuruyor çantayı alıp kaçıyor bu sahneyi filme al şimdi oyuncular o duyguyu verdi diyelim oynadılar yani e! şimdi bu bir filmin parçasıysa devamı vardır yani bir yerde başlar biter ve tamamını izler ve o şeyden memnun kalırız ya da kalmayız ama kaldığımızı düşünelim,,, burada bir lezzet var yani hoşnut kaldık ama gel gör ki o filmde sir sürü sıkıntılı durumlara maruz kalanlar da var kaldı ki mevzu olması için çatışma lazım yani lezzet her zaman çatışmadan mevzudan çıkar doğar,, güzel çirkin,,, düşün yani kozmos bile patlamadan çıkmış yani bizim idealar dünyamızda bunun dışında bir şey koymamış yapacak bir şey yok hem bu anlayana bir izdir de varoluşun izi sanatçı dediğin bu izle ilgilenen kişidir ama demin de dedim ya o mevzular birilerinin de canını yakar şu benim menfez hatırla
Bülent- Abi o süper ya tam olarak buna denk gelebilir
Deoman- Aynen işte,, yani ekolün adını koyarken bir eleştiri olarak zaten zorba dedim ancak: şu da unutulmasın ben her sabah şükrederim öyle yani:)
Bülent- Abi süperdin bence burada bitirelim ne dersin?
Deoman- Yani yeterince uzun muydu diyosun:)
Bülent- Dedim gitti abiiii…
Deoman- Ama şu link işini bi şeyedelim
…
Güncel siyaset dergisi yazarı Nizan Güzel ile az da Deoman söyleşisi
Nizam- Çocuklar hazır mıyız
Kameraman- Abi az kaldı
Nizam- Deoman istediğin gibi tamamdır senli benli he?
Deoman- Tamamdır, link işi
Nizam- Abi benlik bişey yok olur yani, ama bakalım dergi ne diyecek
Deoman- Anladım abi neyse bakalım bi
Nizam- Abi başlıyoruz… Bu ay ki konuğumuz görüldüğü gibi sanat dünayasından deoman
Deoman- Selamlar
Nizam- Deoman hoş geldin
Deoman- Hoş bulduk,, bi pot kırmayız umarım,,,
Nizam- Keseriz sıkıntı yok:)
Deoman- Ya beni bu tarz söyleşiler için pek çağırmazlar ya,,, şeydenmi şu tazyik
Nizam- Ondan ama zaten radarımızdaydın yani bi zamanını kolluyorduk
Deoman- Ooo! sizin de radarınıza girdik demek,,, sıkıntı olmasa bari:)
Nizam- neden olsun,,
Deoman- Bu zamanda siyaset sıkıntı ya,,, gözlüyorum yani ne oradan ne buradan yana olsan kesmez gibi:)
Nizam- Takipteyiz demek ki,, iyi,, yerine gelmişiz yani:)
Deoman- Yok aabi, genel herkesin takip ettiği kadar
Nizam- Seni takip ediyorduk tazyik de denk geldi,,, nasıl gidiyor tazyik
Deoman- Ya o değil de sizden teklif gelince bi baktım nedir diye ama ismin de tanıdık geliyordu,,, sonra bi bakayım aratayım dedim düşündüğüm gibi,, ya ben senin çevirilerinden birini okudum biliyor musun
Nizam- Sevindim vallahi, hangisini acaba,,, sıkmadık umarım:)
Deoman- Yok yok,,, edebi metinler için dedim onu,, senin şu şeyi okudum ya neydi fransızcadan çeviriydi galiba,,, ee! ha şey ya
Nizam- Metinlerin yapısal çözümlemesi
Deoman- Aynen ya o işte,,, iyi iş ama söyliyim yani
Nizam- Çeviri benimkisi yoks…
Deoman- Yok yok öyle deme çeviri çok önemlidir bak yani ayrı bir sanattır her iki dile de,,, öyle yani
Nizam- Çok teşekkür ederim,,, hiç beklemiyordum
Deoman- Ben okurum abi bilimsel şeyler alanımızla ilgili sonuçta,,, iyi kitap
Nizam- Peki deoman tazyik?
Deoman- Başladık işte bakalım,,, üç zamanlı daha önce yazmadım sıkıntı biraz ha
Nizam- Sen öyle diyorsan,,, iyi şeyler geliyor sanki
Deoman- Yok ya,,, onu artık okuyan değerlendirir ama başladım işte,,, ama bak üç ayrı yerde sıkışık hikaye,,,
Nizam- Aynen doğrudur
Deoman- Başlarken gün 4 de açarım gibi hissetmiştim ama daha üçteyim biliyorsun ma şunu diyeyim düşünürken gün üç gün beş diye düşünmüyorum,,, yani yazdıkça iş gelişiyor kafamda şimdi misal bir diyalog var ve metinde muhakkak olması lazım ama gün üç oldu hala sokamadım diyaloğu yani daha olgunlaşmadı,
Nizam- Açarım derken
Deoman- Ya şey düşün,,, sekans gibi, gün dört te açılışı bitiririm diyordum sekansı yani,, ama muhtemelen bilmiyorum ama gün beşe uzar sanki,, öyle hissediyorum yani
Nizam- Şu yaban heyecanlandırdı beni,, farklı bişey geliyor gibi
Deoman- Hım! gördün demek,,, iyi,,
Nizam- Aynen,,, şu kağıttaki gizem ne kadar devam eder
Deoman- Ooo!:) Ben de bilmiyorum bakacağım yani ama sürer gibi,,, belki tam olarak yani hiç öğrenemeyeceğiz yazanları ama sezeceğiz işte hikaye açıldıkça,,, onun peşindeyim
Nizam- Sekansta
Deoman- Ya sekans dedim de benzetmek gerekirse öyle gibi işte
Nizam- Peki bizi tarihsel olarak yani tazyikte Nasıl diyeyim bu kırk yıllık belki daha da fazlası şimdiden bilemiyoruz kronolojik olarak yani..
Deoman- Ha! anladım ya öyle belgesel tadında gibi diyorsun,,, yok ya öyle bir kurgu yapmıyorum ama uzak da değil yani,,, benzerlikler olabilir zaten yani olabilir derken okuyucu ya da izleyici kendine yakın hissetmeli,,, öyle belgesel tarihsel bi belge tadında bişey hiç düşünmedim,,, hım acaba böyle mi ya da böyle de olabilir miydi gib insanlar da en fazla bu duyguyu oluşturmak niyetim var,,, ama şunu da sö…
Nizam- Tarihsel olmasa da bir benzerlik var sanki,,, yani yakın tarihe yakın siyasi tarihe
Deoman- Belki öyle diyebiliriz ama ben demin senin de dediğin gibi aslında yaban yani,, asıl olayım bu
Nizam- İktidar meseleleri?
Deoman- Aynen,,, ya sonuçta tüm tarih bunun üzerinde inşa edilmemiş mi,,, şunu söyleyecektim demin şimdi sen şu çeviriyi niye yaptın ya da o işi sana niye verdiler,,, iyi yaparsın diye yani normal akışta böyledir bu,, bu da şu anlama gelir senin bu konudaki ehliyetine bir güven varmış yani senin yapabileceğine karar verilmiş ya da sen çevirip bakın ben yaptım demişsin sonuçta bunlar irade iktidar yapabilme meseleleridir imzanı atmış ortaya ürünü koymuşsun
Nizam- Yani iktidar tüm yaban her alandadır diyorsun
Deoman- Aynen işte yoksa ayna görevim kendime biçmedim tazyikte derdim yaban gibi düşün ama şunu da ekleyeyim hazır yeri gelmişken dedim ya yani özelinde tüm yazın işi ben buradayım demek değil midir
Nizam- Doğru
Deoman- Her sabah evden işe oraya buraya giderken ben buradayım demiyor muyuz yani varlığımızın kendisi bir olma hikayesidir,,, her sabah yataktan kalma kudretiyle bu kendini var ediyor ancak şimdi bu yazı işi daha meyillidir bu yaban olayına misal kanunlar sözlü olarak görüşülse de sonunda resmiyet için yazıya dökülür sonra bir yerde yayımlanır ve ortaya koyulur bu minvalde kendim için diyorum tabi ortaya koyduklarım hep bir varoluş meselesidir ve bu sitem işte aslında hepsi buna öyle ya da şöyle hizmet eder yani bu benim yabanım o yazdığın ve tabi daha fazlası burada bu söyleşiyi yapman da senin,,, olaya böyle bakıyorum ama tazyikte tabi ki buna bi çerçeve çizeceğim
Nizam- İyi özetledin aynen imzamı atarım altına,,, yakın siyasal tarihin yabanı?
Deoman- Evet niyetim bu ama hani benim belki takip etmişsindir diğer söyleşileri,,, yaban kendi başına bir eser muhakkak olacaktır ama,,, şu türev meselesi,,, sitedeki görevi de bir şeylerin türevi olacaktır,,, olmalıdır
Nizam- Birbirini destekler şekilde,,, seni şu aynada kendini tokatlayan bir adam vardı daha doğrusu aynada kendimizi görmek bile bir tekrar zorlamadır minvalinde bi yazın,, buradan bakarsak tabi eserler kendi ekseninde varlığını dayatırken arka planda da bir görünmez tekrara bir vurgu,,, bunu yani siteyi böyle mi görmeliyiz
Deoman- Uzmanlığını konuşturuyorsun güzel,,, Her şey varlığını böyle dayatmaz mı,, şeyler başka türlü iktidarını nasıl kursun ki?
Nizam- Var olmanın hamuru bu mudur senin için,, dayatma ya da yaban?
Deoman- Budur dedim gitti ancak böyle yavan bir dayatma da değil ha,,, Var olan hiçbir şey birbirini anımsatsa da tıpkısı değildir,, anladın mı,,, kendimiz bile o aynada her gün değişmiyor muyuz,,, yani ben tarzımı ekolü yani bu işte hayatın kendinden almaya çalışıyorum siteyi de böyle yani benim bu görüşüme ayna olmasına çalışıyorum ama,,, işte bu yavan bir tekrar değildir,,, yani kim kalkıp da hani şu meşhur filmde dendiği gibi o ayağından başlatıp sırtından yukarı doğru süzülen ve ortaya çıkmak için uygun ortamı bekleyen yani tam böyle demiyor da buna benzer işte,,, o sancının gerçek olmadığını söyleyebilir,,, öyle değil işte,,, yani yaban kendini dayatır gerçekliğini ortaya çakılmış çivi gibi koyar,,,
Nizam- Biraz daha açar mısın, şimdi benim için mesela tayin de iktidar meselelerinin ana olayı olan kabulü içinde çok incelikli eritiyor tazyikte bundan farklı ne bulacağız
Deoman- Çok fark var özellikle üslup olarak,,, iktidar meseleleri biliyorsun siyasi ekonomik ve dini iktidar olarak ayrılabilir gibi görülür,,,
Nizam- Güçler ayrılığı:))
Deoman- Öyle gibi de görülebilir belki ama bunlardan benim benimsediğim yani kendi anlayışıma göre hatta ekolü doğuran şey yani iktidar türü dini iktidardır,,, tabi bu bi bakış açısıdır şöyle düşün,,, burada yani tazyikte iktidarın motifini bu görüş yani haliyle bu ekol belirleyecek,,, Şimdi dini iktidar deyince haliyle peygamber olarak anlayacağız,,, tanrının yeryüzündeki gölgesini seçerken ki tarzı çok önemli bak yani bunun gerekçesi tanrının bunu sadece böyle uygun görmesidir ve tabi haliyle yani bunu yapabilme kudreti,,, öyle uygun gördü ve oldurdu ama sana bişey diyeyim mi,,, tanrı hep böyle yapar,,, bu çok barizdir ve basittir,,, örnek vermek gerekirse kadın erkek ayrımı, insan hayvan ayrımı, canlı cansız ayrımı, ya da insanın coğrafyadan coğrafyaya değişen boyu kaşı gözü gibi özellikleri yani şurada beş gün falan ya da biraz daha fazla su içmememiz ölmemiz anlamına gelmez mi ya da iklimler yani şunu demek istiyorum tanrının tüm bu süreci öyle ya da böyle yönetmesi aynı yeryüzündeki gölgesini seçmesi gibidir,,, benim iktidardan anladığım çok net olarak bu tarzdır
Nizam- Ekolün tanımı ya da anlaşılırlığı için çok iyi oldu bu dediklerin
Deoman- Ya aabi dimi de bu bariz görünür zaten ya da türbülans ya da inatçı çerçeve,,, menfez… bak şimdi tazyikte farklı ne bulacağız dedin ya şeyden yani tayinden farkı, az önceki eserlerde de ana motif aynıdır ama birbirlerine hiç benziyor gibi de değildirler ama evet bunlar bir çeşit bir tekrardır ve evet tazyikte bu neviden bir tekrar olacaktır,,,
Nizam- Hımm, yani şöyle diyebilir miyiz peki, tanrının iradesinin şeyler üzerinden tekrarı ya da özün çeşitli halleri
Deoman- Of bee! Aynen abii önemli olan bu öz bu iradedir yahu şimdi sen bu işin uzmanısın
Nizam- Estağfurullah,,,
Deoman- Yok yok,,, öyle,, şimdi sen beni eserim eserlerim üzerinden çözümlemeyecek misin
Nizam- Doğrudur
Deoman- İşte benim tarzım,, bakış açım da kendimce tüm şeylerden anladığım ile aynıdır
Nizam- Peki iktidarın diğer çeşitlerinden bahsettin ya onlar
Deoman- Hı! ya bakmasını bilirsen başka çeşitleri de vardır ama onlardan bahsedelim madem sordum,, şimdi ekonomik iktidar dersek şöyle düşün mevcut düzen içerisinde siyasi iktidarın zıttına giden bir ekonomik iktidarın iktidarda kalma olasılığı pek fazla olmaz gibi,,, bir süre olabilir bak burada zaman devreye giriyor devran döngüsellik burada şunu söylemek gerekir zaman bildiğimiz anlamda tanrının en büyük eseridir yani doğaya olanlara şeylere baktığımızda bu her şeyden daha fazla bizi bağlamaktadır sarmalamaktadır bu da bir çeşit iktidar yansıması olmak zorundadır demin de dediğim gibi şeylerin tamamı bir özden çıkmıştır ancak burada üslup farkı vardır haliyle yani zaman yada diğer şeyler misal peygamber mesajına oranla çok daha naiftir dimi
Nizam- Denebilir
Deoman- Aynen öyledir,,, Bir şekilde bunun farkına varma olasılığımız normal yaşantı içinde çok daha azdır yani zaman ve diğer şeylerin ancak peygamber mesajı çok doğrudandır ve uymamanın cezası da içindedir,,, bunu göz ardı etmek aklı başında insan için sıkıntı olabilir:) yani ben böyle düşünüyorum açıkçası
Nizam- Ama sanki farklı yorumlayabiliyorsun gibi
Deoman- Yaa! orada mesajdan ne anladığın önemli bence yorum farkı olabilir bu olasıdır
Nizam- Makul gibi,,, doğrudur yani evet olabilir
Deoman- Ne diyorduk ha! şey işte diğer iktidar çeşitleri ha ekonomi bunun tersi yani siyasi iktidarı tanımayan çeşidi belli bir süre varlığını belki sürdürebilir ki öyle de olmalıdır çünkü demin dediğim gibi zaman da tanrının eseridir yani,,, siyasi iktidar ise yaa abii şöyle düşün hangi devletin dini yok,,, mesajın kanunun en güçlüsünü peygamberden geldiği için haliyle siyasi iktidar buna talip olacaktır başka türlüsü hiç mantıklı değil tarihe bak abi bu böyledir,,, ha! ama orada da yorum farkı olabilir ki bu da daha naif mesaj olan döngüsellik için belki de şarttır yani şarttır ancak bu döngüselliği de hafife almamak gerekir zira insanın öyle ya da böyle bir hafızası vardır ve en çok kötüyü hatırlama eğilimindedir,,, şunu,, demek istiyorum aklı başında bir iktidar devranın döneceğini hiç unutmamalı belki de kendisine ya da soyuna ya da klanına ileride biçeceği don da işte bunu unutmamasına bağlı olabilir
Nizam- Çok iyi ya! İyi bir yere geldik,,, şimdi buradan daha nerelere gidebiliriz diye düşünüyorum ama muhakkak sen beni yalancı çıkartacak gibisin:),,, buraya gelirken böyle bir söyleşi olacağını da hiç düşünmemiştim
Deoman- Aaabi şaşırtmak bizim işimiz
Nizam- Değişik tekrar:)
Deoman- Aynen,,,
Nizam- Yaa! şu naif mesajlar ilgimi çekti daha da konuşmak isterim ama belki başka zaman…
Deoman- YAa! abii şu linki şeyapsak bi sana ne diyeceğim normalde benim çevreden yani yazınsal diyorum şimdi size dergiye videoya falan bakanlar azdır bi link olsa yani takip de ederler belli mi olur):
Nizam- Onu bir daha konuşacağım yüz yüze ciddiyim ama biz şimdilik şu tazyike mi bi dönelim mi,,, Tazyikte neden üç zamanlı bi anlatı seçtin
Deoman- orada şimdi girişi sağlam yapmam lazım yani bana bi sinmesi lazım malum fazla da uzatmadan:) işin özü ya! sen baba serisini bilirsin sence en iyi hangisi?
Nizam- Genel kanı 2 bence de 2
Deoman- Neden acaba,, niye öyle düşünüyorsun,,, ama cevabın bencesini ben vereyim
Nizam- Meraklandım
Deoman- Zamanı iyi kullandı geri gitmeler ama orada aslında bir de verilemeyen ya da tam olarak hissettirilemeyen bir var olma,, olma olgunlaşma sıkıntısı var bir de yani,,, daha doğrusu olmaktan çok daha baskını olanı korumak hissi geçiyor insana ama ikide gerçek bir olma hikayesi hikayeye eşlik ediyor,,, bir şöyle bir tad bırakıyor bende,,, babanın mirasını hak etmek,,, yani birin mesajı tam olarak bu diyebiliriz ama iki öyle değil ikinin tadı olmak üzerine,,, insanları bak bu cezbeder olmak yani,,, oluşu görmek ister insan böyledir,,, evet bir de mirası hak etmek var bu da bişeydir ama iki herkes için daha iyidir,,, oğula miras kalmıştır bu biraz da rastlantı eseridir,,, piyango gibi anladın mı birin sıkıntısı bence bu yani,,,, işte ben tazyikte bu hissi istemiyorum,,,, bi kağıt ortaya çıkar her şey değişir işte bu olmaz kimse buna önem vermez yani,,, tamam o kağıt rastlantı da olsa devlet için çalışan kişilerin eline geçmiş olabilir sonuçta orada sinan da ali de devletin bir kolunu teşkil ediyorlar,,, hayalleri var yani olmak ile ilgili siyaset ile ilgili yaban ile ilgili ama yine de o kağıdın ortaya çıkması bunların eline geçmesi sinmedi bende,,, işte onu sindirmeye çalışıyorum,,, zamanı işte çoklu zaman anlatısını bunun için seçtim yani bir yandan o kağıdı elde etmenin gereği olarak gerekli bedelleri ödetirken,,, tabi biraz da kısa kesmek adına,,, ya! bu yeni nesil uzun sevmiyor abi,,, sence de öyle değil mi ama bu bana da sirayet etti sonuçta ürünü ortaya koyacağız izleyici belli okuyucu bellii
Nizam- Doğrudur var böyle bişe ama o daha çok yazarın sanatçının öngörüsü senin alanın yani,,, ve dediğin gibi hakkını verecek olan da ürünün kullanıcıları olacak
Deoman- Doğru,,, işte bundan dolayı zaman oyununa girdim taktiğine yani,,, o kağıdın sonucu olarak bir olma hikayesi göreceğiz hatta kısmen gördük de,,, ama bu sırada o kağıdı elde etmelerini de fitil fitil burunlarından getireceğim:) ve bu süreçte okuyucu ya da izleyici neyse artık bundan tad alacak olanların da buna ikna olmasının yanında sıkılmamaları da lazım,,,
Nizam- Anladım,,, peki devam edecek mi bu durumda bu çok zamanlı anlatı şekli
Deoman- Aklımda şu var,,, bu olma durumu tüm zamanlarda yani sindirildiğini düşündüğüm anda günümüz ve işte bir önceki zamanla devam edebilirim sonra da tek zamana günümüzde devam edebilirim,,, böyle gibi düşünüyorum,,, ama çok elzem durum olursa belki bir önceki zamanı da devreye sokabilirim bakalım yani ama iyisi bu olma işi bitince tek zamana dönmek,,,
Nizam- Hımm! anladım,,,
Nizam- Peki abi yani çok iyi,, işler nasıl gidiyor diyelim:)
Deoman- İşler derken
Nizam- Yani Bu eserler,,, site harici bi yerlerde görecek miyiz, eskiden kitap yazardım şimdi görmüyoruz, tamamen siteye döndün sanki
Deoman- Ha! anladım, ya! site fena gitmiyor gibi bi ivme yakaladım,, takip edenler istatistikler yani
Nizam- Hım!
Deoman- Ama tam istediğim yerdeyim denemez,,, olacak gibi ama benim tabi başka işlerimde var reklam falan
Nizam- Site reklamları mı
Deoman- O işte yavaş yavaş hareketleniyor ama onu demiyorum ya! reklam metni yazarlığı ya
Nizam- A! ben onu bilmiyorum
Deoman- Ooo! abi benim ana işim o ya! yani yirmi beş yıldır falan,, ya! ciddi misin
Nizam- Evet vallahi bilmiyordum
Deoman- Anlandım,, ben abi sektörde eskiyim yazıyorum veriyorum yani,, teklif gelir karalar bişeler veririm çekilir çekilmez ya da esinlenirler falan yani alırım sakalımı:)
Nizam- Son zamanlarda gördüğümüz var mı ekranlarda
Deoman- Abi olmaz mı var ama burada marka falan verilmez herhalde
Nizam- İyi araştıramamışım demek:) ya ben seni hikaye şiir de biliyorum son zamanlarını tabi
Deoman- Ya! sana bişe diyim reklamla ilgili misal şu tuvalet kağıdı falan
Nizam- Kağıt,,, mendil?
Deoman- Gibi işte kağıt,,, abi en meşhurunu ben yazdım ya!
Nizam- Hım, cahilliğimi bağışla abi
Deoman- Estağfurullah ya! Orada tabi yazan eden şeklinde çıkmaz yani ben bi şirket için yazıyorum isim zaten çıkmaz yani
Nizam- Anladım aynen
Deoman- Yoksa bu site işi falan kesat daha, kitap falan da öyle abi aç kalırız o işlerle,,, ha hikayelerden bişeler olacak gibi ama onu zaten herkes görür isim falan çıkar yani,, ya öyle çok da ihtiyacım yok yani hikayeler falan olursa olur ama orada beni tatmin eden yazmak işi yani bendeki karşılığı paradan daha önemli
Nizam- Deoman abi süperdi burada keselim mi,, ama sen,, kamerayı kapatınca şu reklamı merak ettim söylresin artık
Deoman- ya! ben burada da söyleyeyim sen biple:) ..l.a. bipppp
….
Popüler bilim dergisi yazarı İsmail ile söyleşi
İsmail- Abi hoş geldin birazdan başlayacağız,,
Deoman- Hoş buldum,,, linkte tamamız değil mi
İsmail- Abi tamamdır kısa bi tanıtım link ama video yayımlandıktan bir hafta sonra
Deoman- Ya! süper abi,,,
İsmail- Abi ne oldu,,,
Deoman- Yaa bak duygulandım,,, cidden bak
İsmail- Abi görüyorum da,,, ya gözün mü doldu
Deoman- Aynen,,, bak belki,, tabi sen bilmiyorsun da bu link için çok yırtındım,, aramızda kalsın diğer üç videoyu nasıl koydum biliyor musun,,, linkleri yani,,, bak ama aramızda kalsın
İsmail- Abi sen hakikatten duygulandın,,, gözün falan kızardı abi
Deoman- Ya diyorum ya çok yırtındım bu link için,,, bak dört aydır kimseye röportaj falan vermedim yaa!,, ha ne diyordum ya tek tek dergileri aradım peşlerine düştüm falan yerlerine gittim yapıştım adamlara yani,,, sonun da nasıl aldım izin biliyor musun
İsmail- Nasıl abi
Deoman- Para verdim,,, bak kendi röportajım için kısa bir görüntü ve link için para verdim,,, ama,,
İsmail- Yapma ya,,
Deoman- Aynen ama bak,,, bu site için çok önemli yeni oradaki mesajlar falan,,,
İsmail- Doğrudur abi,,, zaten ben de orada gördüm de,,, ve söyleşi çerçevesini naif mesajlar olarak seçtim
Deoman-…
İsmail- Yapama abi ya tamam
Deoman- Duygulandım yaaa! Bi sigara içebilir miyim,
İsmail- Tabi abi ne zaman istersen keseriz sıkıntı yok,,, kahve
Deoman- Olur ya!
….
İsmail- Abi tamamsak
Deoman- Tamamdır
İsmail- Evet,, sevgili izleyenler dinleyenler bugün ünlü yazar deomanlayız
Deoman- Ya estağfurullah
İsmail- Öyle öyle,, şu tuhaf sitedeki videoları da izledik tabi
Deoman- Ooo! süper
İsmail- Siteye de baktık sadece videolar değil,,, şu son söyleşide dediğin naif mesajlar açıkçası çok ilgimizi çekti, tabi sen bunu varoluşsal olarak dini motif ile birlikte dile getirdin,,, Bunu tabi sanatçı bakış açısıyla daha doğrusu zorba ekol bağlamıyla kullandın dimi abi
Deoman- Aynen
İsmail- Bi bakalım dedik ekolün bakış açısından başka ne gibi naif mesajlar çıkar
Deoman- Anladım,, güzel,, orada yani demek istediğim doğal sade şeyler yani sıradan,,, ekol bağlamında bizi kuşatan bir dilden bahsettim yani,,, bize müdahil olan şeyler istesek de istemesek de bize varlığını dayatan şeyler,,, orada yani bir önceki söyleşide zamanı bu bağlamda kullandım aynen,,, dediğin gibi dini motif ile birlikte yani,, ama ekol,,, zorba ekol sonuçta edebi bi bakış açısı,, tüm olanları olguları içinde sindirmeye çalışan,,, şeyleri ıskalamadan yani,,, bu aslında sanatla uğraşanların alanıdır,,, bir nevi farkındalık durumu zaten başka,, tersi olsa yani bunlara duyarsız olursak ortaya ne koyulabilir ki,, sanatçının esin kaynağı da tüm olanları sindirmek farkına varmaktır,, ve dahi farkına vardığı ölçüde bunu esere dökebilmek,,, sanatçıyı sanatçı yapan budur,, bence
İsmail- Müdahil,,, bu güzel bi deyiş oldu sanırım naif mesajlara
Deoman- Aynen,,, şimdi bu dünyada tüm bu müdahil şeylerle birlikte yani varlığımızla da birlikte varoluşa yani bir insanın verebileceği,,, bak,,, tersinden bahsediyorum şimdi,,, insanın naifliğinden yani,,, insanın verebileceği en naif mesajı herhâlde doğarken öğreniyoruz,,, hepimiz,,, ağlayarak yani,, anladın mı yani tüm bu olana bitene insanın verebileceği en naif karşılık belki de ağlamaktır,,, gerçekten bak,,, ama daha da iyisini söyliyim mi yine tersinden yani bu sefer doğumun tersinden insanın naif mesajı ise,,, giderken yani hayatı bitirmiş giderken ağzından çıkacak ama hakiki bak kandırmacamız,,, zaten giderken de kandırma halinde olacak değilizdir:) muhtemelen:),,, şöyle içten bir “eyvallah ya!” dır bence bak ha!
İsmail- Abi şuan herkesi hüzünlendirdin sanki
Deoman- Hüzün iyidirr
İsmail- Biraz da ters köşe gibi oldu,, zorba ekolü ben biraz kuantuma benzettim,, yani her şey bir şekilde değişebiliyor,,, bunları yazılarından anlayabiliyoruz yani şöyle bişey demiştin kozmos tanrının oyun alanıdır ve şöyle de demiştin dünya tanrının cennetidir
Deoman- Evet
İsmail- Ama tüm bunları nedensellik olarak tanrısal bir ihtiyaca bağladın
Deoman- Ooo! iyi takipçimsin haaa!
İsmail- Dersimize çalıştık tabi:) Bunu böyle bir yani tüm bu olan biteni böyle bir nedenselliğe bağlaman ile bağlantılı olarak da tüm kozmosu bi sinir sistemine benzetip bizleri de yani canlıları da sinapsa sinir sisteminin elemanlarına yani bir nevi taşıyıcıya benzettin,,, muhtemelen de az önce dediğin gibi bu azamet karşısında yapabileceğimiz bişey olmadığından yani kaderin hepimizi kapsamasından dolayı ekolün adını da zorba yaptın ki bunu bir nevi eleştiri olduğunu da önceki videolarda söylemiştin,,, hatta senin şu soba hikayen de metafor mu denmeli bilemedim boyut farklarına benzer bir durumdan bahsettin
Deoman- Vallahi iyi özetledin:) ya soru:)
İsmail- İşte tüm bunlar bana biraz kuantumu çağrıştırıyor,,, Hatta bu yaşam dediğimiz şeyde Tanrının arkasında bıraktığı bir iz olduğunu söyledin bir nevi Tanrı bir taraftan nedensellik bağlamında senin dediğin gibi bir ihtiyaç gideriyorken bizler de devamlı olarak bir takım ihtiyaçlarımız peşinde didinip duruyoruz,,, Ve matematik
Deoman- Sana bişey diyeyim,,,, aman yanlış anlaşılmasın velakin matematik hiçbir zaman sorularımıza aradığımız cevabı veremeyecektir,,, Tanrı gizini her daim koruyacaktır bunu bir diyeyim de sorunu ona göre sor yine,, tabi bence:)
İsmail- Ya abi nasıl toparlayacağım diye düşünürken soracağım soru belirginleşti bu son dediğinden sonra
Deoman- Güzell! Bak şimdi şöyle düşün,,, matematik bağlamında,,, matematik bize şunu demiyor mu kozmos genişliyor,,, dimi
İsmail- Evet
Deoman- Bak bunu yazmıştım da daha önce belki gördün
İsmail- Hangisi abi
Deoman- Şimdi bu kafede ve gözlemleyebileceğim buradan yani görebileceğimiz her şeyi gibi düşün,, ya her şey aynı anda küçülüyorsa,,, yani senin,,, bilimin kozmos büyüyor dediğin tam tersi olabilir,,, her şey aynı anda aynı ölçüde küçülüyorsa ve tüm kozmos dediğimiz şeyinde bir nohut tanesi kadar olduğunu düşünürsen ki bu illaki benzetmek gerekirse tanrı karşısında böyledir,,, bunu anlayabilir misin bilim bunu anlar mı,,, matematik
İsmail- Hımm! Bilemedim,, bakmak lazım:) Ama anlamaya da bilir
Deoman- Sen benim biyoloji iki terk:) olduğumu biliyorsun dimi,,, bak bu konularda fena değilimdir,,, anlamaz abi anlamaz,,, ama bu büyüme yönündeki düşünüşümüz bize bir takım insanla ilgili fikirler verebilir yani neden küçüldüğünü değil de büyüdüğünü düşündüğümüz hakkında,,, bak buna ben sadece ego diyorum ha! daha uzun boylu düşünmeye gerek yok ego kavramı cuk oturuyor bu düşünce tarzına,,, Tanrı ezici bir şekilde bunun böyle düşünülmesi gerektiğini düşünmüş demek ki ve yine demek ki bu insanın bir ihtiyacı,,, ha sen şimdi çıkıp da deoman sen neden diğer insanlar gibi düşünmüyorsun dersen bana
İsmail- Dedim abi:)
Deoman- He He! süper:),,, Ben bilmem onu bak bu egonun tam tersidir,, Hiçbir zaman tam olarak her şeyi bilmememiz gerekiyor demek ki ve bu da Tanrının neden varlığını ya da özünü şeyler vasıtasıyla bize örtülü sunduğunu açıklıyor bence,,, Yani haddimizi bilmemiz gerekir kaldı ki her şeyin haddi vardır bu kozmosta
İsmail- Teslimiyeti çağrıştırdı bana
Deoman- Bana da her sabah kahvaltı yapmamız gerektiğini ya da su içmemiz gerektiğini
İsmail- Nasıl?
Deoman- Naif mesajlar diyorum işte:)
