“Enteresan, bunlar neden diğerlerinin yaptıklarından daha iyi olabiliyor, belki bana öyle geliyordur”,,, “Bu yokuş yıllar geçtikçe dikleşiyor olabilir mi”,,, “belki de öyledir,, he! ne derim”,,, “saçmalama derim”,, “yılların dizler üzerine olan etkisine mi bi baksak”,,, yokuş aşağıya doğru geri geri bakar “belki de aşağısı göçüyordur”,,, “asfaltın elastikiyet kabiliyeti”,,, “lan arada boşluklara yama yapıyor olmasınlar, yol bakımı falan filan”,,,
Bakkal- O! Tankut abi yine almışsın ay çöreğini
“neydi lan bunun adı” Tankut- Aynen,, kır ucundan
Bakkal- Eyvallah abi,, hallettim ben o işi
“metin di lan galiba” Tankut- Ya! kır kokmuştur şimdi
Bakkal- Saol abim vallahi yedim ben
Tankut- O zaman bi paket sallama çay versene ucuzundan
Bakkal- Tamamdır abim buyur,, abi bu yeni geldi 19 lira bi dene
Tankut- Harbi ucuzmuş ha! ver ver!
Müşteri gelir kapıdan girer “metin bi sigara bağla benimkinden”
“Lan metin aq niye unutuyorum, ya şunu yazayım bi kenara vallahi madara olacağım sonunda”
Tankut- Metin karttan çeksene,, dokunmatiği bozuk ama, şifreli
Metin- Kardeş hemen veriyorum sigaranı,, abi şifre
Tankut- ****,,, tamam mı çekti mi?
Metin- Tamamdır abim
Tankut- Hadi hayırlı işler
Metin- İki liran var mı bozuk,, ha yok mu neyse 78 lira 22 vericem abi bi saniye
“bi saol der insan aq,, boşuna unutmuyorum adını demek ki!
Dar sokaktaki bitişik nizam binaya girer tankut,, üç katlı oldukça eski betonarme bir yapıdır,, Ara katta sokağa bakan dairede oturmaktadır,, evin iki penceresi vardır biri yatak odasında diğeri salonda,, Dairenin kapısını açar ayakkabılarını içeriye kapının yanında bırakır terliklerini ayağına giyer,, mutfağa geçer ketilı çalıştırır,, iki ayçöreği almıştır bunları paketinden çıkartıp tabağa koyar,,, aldığı çayı poşetten çıkartır,, çayın ambalajını çözer,, poşeti çay ambalajını ve ay çöreğinin paketlerini dolabın içindeki çöpe kutusuna atar,, sallama çay alır bir tane kutudan ‘boşuna ucuz değilmiş çayı ayrıca bir pakete de koymamışlar’ der,, ketilın mandalı atmış su ısınmıştır,, üst dolaptan bir kupa alır içine çayı koyar çekmeceden de bir çay kaşığı,, kupaya kaynar suyu döker,, bir elinde çay diğer elinde ay çörekli tabak ile birlikte salona geçer,, pencere önündeki koltuğuna oturur elindeki tabağı ve kupayı pencerenin iç pervazındaki çıkıntıya koyar “bu evin en iyi yanı bu pervaz”,,, Sonbaharın sıcak sayılacak günlerinden biridir,, pencereyi açar,, yokuşun tepesindeki evinden az da olsa deniz manzarası görünüyordur,, uzak sayılır deniz ancak insanları seçemese de dar açısından geçen vapurlar gemiler artık olduğu kadar deniz havasını penceresine doldurmaktadır…
Manzarayı kısa bir süre izledikten sonra çayından bir yudum alır, çöreğinden de bir parça,, Bir yandan manzaraya güzel havaya bakarken diğer yandan da geç kalmış kahvaltısını etmektedir,, Çöreğin tekini bitirir çayı yarılar,,,, Pervazdan sigara alır ve yakar,,, Cebinden telefonunu çıkartır banka uygulamasına girer,, Teliflerden yatan eden var mı diye bakar, “işimiz bu teliflere kalırsa acımızdan ölürdük galiba”,, hesaplar arasında geçiş yapar, ayın ilk günüdür, hesapta para görür “inanamıyorum ya! tekaüt oldum, yaşasın eyt!” ‘bu emeklilik işi iyiymiş’,, ‘kirayı atayım teyzeme’,,, “tekaütüm kanunen amaa! bende daha iş bitmedi”,, “neydi o,, ha!,, pıraym” kısa bir kahkaha atar ‘daha yeni girdim pıraymıma’,, Banka uygulamasından çıkar,, sitesinin istatistiklerine bakar “sokayım istatistiklerinize”,,, “istatistiklerime”,, Video istatistiklerine bakmak için diğer uygulamaya girer “ha! Ya!,, bu fena değil sanki, du bakalım”,, telefonu kapatır,, mutfağa gider, elinde kupa ile, ketilın düğmesine basar,, ‘trend artık bu videolar’,, ‘yeni neslin bi şey okuduğu yok ki’,,, ‘Süresini biraz daha mı kısaltsam’,,, su ısınır,, sallama çay alır kupaya koyar, çekmeceden kaşık alacakken daha önce aldığı aklına gelir, ‘ya! çayın bile demlenmesine katlanamaz olduk, kim kitap okusun, uzun bişe izlesin’,, “kimsenin öyle uzun boylu odaklanabildiği yok ki”,,,
