Ben Galiz Doğan..
Gerçekte uyakmış
Kimlikte de hoş durmuş
E! İşte babam böyle buyurmuş
Bu bir şiir değildir
Bir filimin açılış sekansına
Dış sestir
Başla!
Ben galiz doğan
Anamın karnından erken göçmüş
Kuvözde iki kere ölmüş
Geri döndürülmüş
Üçüncü de bu galiba gitmiş denmiş,
Sonra
Bi tekme,
Bi tekme daha
İki de yumruk.
Bunu derken babamın sinsi gülüşü,,
“Kapağı yerde bulduk”
Ama! Babamın sayması
Hep aksanlı
Belki de dördüncüyü hiç
Saymadı
Not almış
Bu olsa olsa galiz doğan
(Yukarıdakiler dış ses aracılığıyla söylenirken kameramız aşağıdan yukarıya doğru usulcana yükselmektedir, önce asvalt yolu, yoldan geçen arabaları ama az önce yağmur yağmış tabi ve hatta usul usul çiselemektedir hala, arabaların lastikleri şip şip sesler çıkartır, egzozdan dumanları, sonra ağaçların tepesinden dökülmüş sarı yaprakları, ağaçların alt tarafında yeşili azalmış solmakta olan yapraklar kamera yukarıya doğru çıktıkça sarısı çoğalıp yeşili kaybolan yaprakları, kelleşen ağaçların ardından gri bulutların altındaki koyu mavi giri gibi falan işte denizi görürüz; yine bu gördüklerimiz ve duyduklarımıza arkadan eşlik eden ancak kamera yukarı çıktıkça daha net duyulura doğru si den bir ritim “rin ti ti tin rin ti ti tin rin ti ti tin”, kamera yükselmesini bitirince melodi usulca azalır ve kamera 180 derece etrafında dönmesini tamamlayınca ritim duyulmaz hale gelir, manzara yol, yol boyunca ağaçlar, düşen düşmüş yapraklar yol boyunca binalar, kamera perdeleri çekilmiş camdan içeriye süzülürken…
Oğul uyan!
“Gerçeği kadınlar saklar
Şişşt!
Hiç gördün mü şiiri yazan
Ah! bi bastırılmasalar”
Aksanlı baba
Sayamadı
Lakin
Bu takriben
Yirmili yaşların bilgisiydi
Ama! Bizim galiz
Bunu
Nasıl işledi!
“rin ti ti tin rin ti ti tin rin ti ti tin”
Kamera pencereden içeri süzüle dursun
“rin ti ti tin rin ti ti tin rin ti ti tin”
Galiz bu işlere erken başladı
“Yan mahalleli komşunun bisikletini çaldı”
Galiz yaman!
Yanlış çocuğa çattı!
Bisikleti aldı yerine,
Pompayı bıraktı,
E! Adettendir,
İmzasını attı.
“Galiz, bizim çocuğu mahalle maçına almamış toplu çocuk”
Galiz topu çaldı,
Güzelce boyadı,
Koçum galiz takımı kurdu,
Kendisi hakem durdu,
Topsuz çocuk ıskarta,
E! Tabi kudurdu.
“Galiz, bizim çocuğu dalgaya sarmışlar
Üstüne de
Kahkaha atmışlar”
Galiz çalıştı,
Laflarını sıraladı,
Çocukları punduna getirdi,
Yakaladı.
O laflar bayır aşşağa .ötünüze .irsin .inazor .aşşağı
Üstüne de hahahah!
“rin ti ti tin rin ti ti tin rin ti ti tin”
Oooo!
Şiiişt,
Galiz uyuyor,
Üçlü kanepede,
Galiz pek bi duyarlıdır,
TV’nin sesini kısıp yatmış,
Yavrum galiz yatağını yine bozmamış.
Çatal mı o!
(sağ kanattan topu önüne açan salah’ın istikameti korner çizgisine doğru, soluna baktı, galiz elini kaldırdı, salah galizi gördü önündekine bir çalım attı,, o nasıl bir ortadır,,, galiz altıpastan penaltı noktasına atak yaptı yanındakine bir omuz attı, yavrum galiz nası sıçradı,, topa kafasını çakacak..)
Dan da da dan da da da dan!
Galizin burnu pek bi duyarlıdır,
(galiz kafayı tam çakacak havada süzülüyor, top geliyor, sekiz numara forma oldu mu pijama)
“mesaj mı o”
Galiz uyandı,
Seri bir hareketle kanepede oturdu,
Günün son rüyasını hayra yordu,
Şöyyle bir gerindi,
Esnedi,
Yüzünde gevrek gülüşü.
“Ulan tam çakacaktım
kafayı”
“Galiz güne kahve içmeden başlamaz, bunun için mutfağı da bozmaz, ketıli sehpada, pat!,, Salonu bi havalandırmalı, perdeleri açmalı çat,
Lan yine mi yağmur”
Az daha kahve, haaah! fokur fokur ketil, yah!
Galiz kahveden bir yudum alır,
Tekli koltuğu yamanır,
Diğer elinde telefon, saat on bir olalı beş dakika olmuş,
Bu saat olmuş!
Telefona tek mesaj konmuş.
“Akşam 17:30 da filanca filanca sokakta adamın ayağına basılacak, pardooon! denilecek, bitti gerisine karışma.”
Galiz gerekçesiz iş yapmaz,
“Not: Bizimkinin ayağına basmış, Adam telefonla konuşuyorken, bizimkinin ayağına basmış, Anasıyla konuşuyormuş bizimkine bakmış imalı imalı patron annem yoksa aç kalacaksın, patron efendim bilmeden ayağınıza bastım… Anladın,
aha da fotosu
Sabah çektik
ehe”
Galiz prosedüre gerekçeyi sokalı,
Galiz ortamlarda pek bi fiyakalı,
Buralara boşuna gelmedik,
Kapağı yerde bulalı.
“Galiz kaşeye bakar, Beş bin”
Patron pardon göreli,
Böyle ayak görmedi,
“Lan tamam için kırmızı çarpı mı yeşil çentik mi”
Çorba içeriz,
“Bizde işler hep bi tersti tamam ula kırmızı çarpı”
Anasının evladı,
Yanlışlara çarpı!
Dan da da dan da da da dan!
“Alet edevat kapıda”
Kapı zili çalar.
Din goo o din goo o din goo o din goo o
Galiz meraklandı,
“Lan! ne geldi acaba”
Galiz kapıya koşar,
Kutuyu avuçlar,
Merdivenden aşağı yukarı bakar,
“Bu nasıl zamanlama lan!”
Galiz bu işe hep bi şaşar,
Neyse!
Bu ne be!
Bere!
Zarfı açar,
Beş bin.
“Ala”
Yanında not,
Kafaya takıla,
Öyle basıla.
“Tamam la!”
Galizin ikinci vazgeçemediği sabah sporu,
Elli mekik,
Yirmi beş şınav,
Dört dakika sanki ip atlar,
Oradan hop yola,
Yağmur tabi bizimkini biraz ıslar,
1,5 git 1,5 gel üç kilometre koşar,
Banyoyu bozmadan bir duş,
Çamaşır makinesine bir tuş,
Bol peynirli bir tost,
“Tost demişken bizim grupps ne yapıyor”
Mesajlara bakıyor,
“Tık yok”
Demek hepsi çalışıyor.
Çalış çalış çalış çalış çalış çlalış
“rin ti ti tin rin ti ti tin rin ti ti tin”
Kafasına bereyi takıyor
“Bu kadar renk var mıydı ya!”
Neyse!
Sabah çekilene bakıyor,
Lan bu kime benziyor,
“Yor yor yor yor yor yor yor”
Ya!
Yine mi bana benziyor.
“Yor yor yor yor yor yor yor”
“Hop! Galiz yolu hiç hissetmedi”
Ne ara geldik lan!
(Galiz adamı gördü, karşısına geçti, önünde biri belirdi, sert mücadele, gözler hakemde, hakem devam diyor nizami şarj, solundaki adam önüne kırdı, galiz sağ gösterip sol yaptı, arada kimse kalmadı”
“Derken!”
(Araya cenifır girdi, Galiz zor anlar yaşıyor, galiba geçmek istemiyor)
“Galiz galiz galiz galiz galiz galiz”
(Tribünler adeta inliyor, galiz sanki dondu kaldı)
“Kaşe kaşe kaşe kaşe kaşe kaşe”
(Galiz kendine gelir gibi, sağ yaptı olmadı sol yaptı olmadı, galiz kıp kırmızı, rakip alımlı, o! da nesi sahalarda görülmemiş hareketler bunlar, galiz adeta ortadan yarıldı, bi yarısı sağından bi yarısı solundan)
“Söker mi la Galize bunlar”
Parrdooon beyim,
Beremden göremedim,
“Galiz yine imzasını attı”
Cenifırı gördün mü?
